
Yurtdışı sonrası uzun aradan sonra ilk yazımda hepinizi selamlıyorum.
Günümüzde ekonomiden konuşmak, günlük dilde nasılsın? Sorusunu sormak kadar basit oldu.
Çünkü finans enstrümanları o kadar çoğaldı ki, durum değerlendirmesi yaparken varlıkları tek bir araca değil birden fazla araca göre değerlendirmek zorundayız. Önceleri temel etken olan finans araçları şimdi sadece tetikleyici oluyor ama tetiklemeye çalıştığı diğer enstrümanlarda bir refah söz konusu işe bu hiçbir işe yaramıyor.
Bu şekilde yazdığımda bile insanlar tam olarak neyden bahsettiğimi sezebiliyorlar ama yinede açık ve net olarak yazmamı bekliyorlar. Aslında işin özü burada gizli. İnsanlar günlük hayatlarında karar alırlarken belirsizlik ortamından nefret ederler. Bazı şeyleri zihinlerinde hissetmeye başlasalar bile bunu tam olarak bilmek isterler. Sevdiği kızın/erkeğin kendisine bunu çok açık bir şekilde söylemelerini istemeleri kadar netlik isterler.
Ekonomi simsarları kendi paralarını değerlendirirlerken çevrelerindeki insanları istedikleri gibi yönlendirirler. Bu tarz kişiler genellikle etraflarında ekonomi uzmanı olarak bilinirler ve çok danışılan kişilerdir. Tek amaçları vardır o da bildiklerini yapmaktır. Yani göstergeleri okumayı bilmeyenlere kendi yöntemleri ile masal anlatmaktır. Bu da küçük ve orta ölçekli yatırımın seyrini sağlıksız etkilemektedir. Ya iç dolaşımda atıl duruma düşürmekte ya da piyasaya kan pompalayan damar üzerinde yavaş hareket etmektedir.
Türkiye ekonomisi içerisinde rol alan kesimin yarısı IMF ile anlaşma beklerken kalan yarısı ise yapılacak olan anlaşmanın gelecek açısından bağlayıcı olacağı ve ödeme sıkıntısı çekilirse piyasanın daralacağı ve göstergelerin kırmızı alarmlar çalacağı görüşünde. Geçmişte yabancı yatırımcılar bu konuya çok önem arz ederlerken günümüzde sadece ülke içi refah ve gelişme düzeyi, beklentiler ve gelecek göstergelere yoğunlaşmış durumdalar. IMF önemini yitirmiş ve gerekli olan fon iç piyasadan sağlanır duruma gelmiştir. Ek vergiler, harçlar ve benzeri ödemeler bunlara örnektir.
Global bazda fonları ikame eden diğer ekonomik araçlar (değerli madenler)’da ki değişimler kuşkusuz bütün ekonomiyi etkilemekte ancak bunun boyutu küçük ve orta ölçekli ekonomilerde beklenenden fazla olmaktadır. Kişisel görüşüme göre gelişmiş olan ülkelerin büyük bir kısmı doyuma ulaşmış ve gerileme safhasına girmişlerken gelişmekte olan ülkeler gelişmişlik seviyesine ilerlemektedirler. Bunu bir ürünün yaşam seyrine benzetebiliriz. Doğar, büyür, olgunlaşır ve ölür.
Açık ve net olarak belirtecek olursam, iki yıl öncesine kadar global dünyanın global kanunları geçerli iken, şimdi hem globalleşen hem de kendi içinde sağlam temel atılmış ve inşa edilmiş ekonomiye sahip olan ülkelerde paranın yönü çift taraflı belirlenmektedir. En azından dışarıdaki kötü gelişmelerin etkisi iç destek ile aza indirgenmektedir.
2008 Amerikan resesyonundan kötü etkilenen bütün ülkelere baktığımızda iç piyasada ki önceden süregelen açıkları görebiliriz. Yani göstergeleri çizerken bu iki durumu da dikkate almalıyız. Örneğin sadece dışarıdan gelen olumsuz etkinin yanı sıra içeriden gelen olumlu ve olumsuz etkilerin yol açtığı değişimlerde gözlenmeli ve belirtilmelidir. Böylelikle harita ölçeğinin sağlamasını çift taraflı yapmış oluruz.
Erdal TÜRKER
Yurtdışı sonrası uzun aradan sonra ilk yazımda hepinizi selamlıyorum.
Günümüzde ekonomiden konuşmak, günlük dilde nasılsın? Sorusunu sormak kadar basit oldu.
Çünkü finans enstrümanları o kadar çoğaldı ki, durum değerlendirmesi yaparken varlıkları tek bir araca değil birden fazla araca göre değerlendirmek zorundayız. Önceleri temel etken olan finans araçları şimdi sadece tetikleyici oluyor ama tetiklemeye çalıştığı diğer enstrümanlarda bir refah söz konusu işe bu hiçbir işe yaramıyor.
Bu şekilde yazdığımda bile insanlar tam olarak neyden bahsettiğimi sezebiliyorlar ama yinede açık ve net olarak yazmamı bekliyorlar. Aslında işin özü burada gizli. İnsanlar günlük hayatlarında karar alırlarken belirsizlik ortamından nefret ederler. Bazı şeyleri zihinlerinde hissetmeye başlasalar bile bunu tam olarak bilmek isterler. Sevdiği kızın/erkeğin kendisine bunu çok açık bir şekilde söylemelerini istemeleri kadar netlik isterler.
Ekonomi simsarları kendi paralarını değerlendirirlerken çevrelerindeki insanları istedikleri gibi yönlendirirler. Bu tarz kişiler genellikle etraflarında ekonomi uzmanı olarak bilinirler ve çok danışılan kişilerdir. Tek amaçları vardır o da bildiklerini yapmaktır. Yani göstergeleri okumayı bilmeyenlere kendi yöntemleri ile masal anlatmaktır. Bu da küçük ve orta ölçekli yatırımın seyrini sağlıksız etkilemektedir. Ya iç dolaşımda atıl duruma düşürmekte ya da piyasaya kan pompalayan damar üzerinde yavaş hareket etmektedir.
Türkiye ekonomisi içerisinde rol alan kesimin yarısı IMF ile anlaşma beklerken kalan yarısı ise yapılacak olan anlaşmanın gelecek açısından bağlayıcı olacağı ve ödeme sıkıntısı çekilirse piyasanın daralacağı ve göstergelerin kırmızı alarmlar çalacağı görüşünde. Geçmişte yabancı yatırımcılar bu konuya çok önem arz ederlerken günümüzde sadece ülke içi refah ve gelişme düzeyi, beklentiler ve gelecek göstergelere yoğunlaşmış durumdalar. IMF önemini yitirmiş ve gerekli olan fon iç piyasadan sağlanır duruma gelmiştir. Ek vergiler, harçlar ve benzeri ödemeler bunlara örnektir.
Global bazda fonları ikame eden diğer ekonomik araçlar (değerli madenler)’da ki değişimler kuşkusuz bütün ekonomiyi etkilemekte ancak bunun boyutu küçük ve orta ölçekli ekonomilerde beklenenden fazla olmaktadır. Kişisel görüşüme göre gelişmiş olan ülkelerin büyük bir kısmı doyuma ulaşmış ve gerileme safhasına girmişlerken gelişmekte olan ülkeler gelişmişlik seviyesine ilerlemektedirler. Bunu bir ürünün yaşam seyrine benzetebiliriz. Doğar, büyür, olgunlaşır ve ölür.
Açık ve net olarak belirtecek olursam, iki yıl öncesine kadar global dünyanın global kanunları geçerli iken, şimdi hem globalleşen hem de kendi içinde sağlam temel atılmış ve inşa edilmiş ekonomiye sahip olan ülkelerde paranın yönü çift taraflı belirlenmektedir. En azından dışarıdaki kötü gelişmelerin etkisi iç destek ile aza indirgenmektedir.
2008 Amerikan resesyonundan kötü etkilenen bütün ülkelere baktığımızda iç piyasada ki önceden süregelen açıkları görebiliriz. Yani göstergeleri çizerken bu iki durumu da dikkate almalıyız. Örneğin sadece dışarıdan gelen olumsuz etkinin yanı sıra içeriden gelen olumlu ve olumsuz etkilerin yol açtığı değişimlerde gözlenmeli ve belirtilmelidir. Böylelikle harita ölçeğinin sağlamasını çift taraflı yapmış oluruz.
Erdal TÜRKER