Sanırım tüm dünyada kontrolsüz gelişen finansal araçlarla yaratılan, olması gerekenin çok üstündeki para... Para miktarının birim reel değerler karşısında fazlalaşması sebebiyle bu reel değerleri, daha fazla para miktarı ile değerleme zorunluluğu doğurduğundan -özellikle dolar bazında-. Bu reel değerlerin fiyatlarında enflasyonist bir görünüm olmuştur.
Kanımca Dünya; ABD kaynaklı yaratılan bu para fazlasıyla ABD’nin iç tüketimini ve açıklarını finanse etme ve dünyaya ihraç ettiği enflasyonu Çin’in düşük maliyetleriyle absorbe ederek, emeğin olması gereken parasal karşılığını ABD’ye transfer planını. Aslında dünyada dolaşan gerek sanal ortamlarda, gerekse reel ekonomilerdeki dolarların karşılıksız olduğunu fark ettikçe, dolara duyulan güven azalmış ve bu güvensizlik fiyatlandıkça hem ABD piyasalarına hem de dolara gelmesi gereken satışlar gelmiştir.
Tabii bu yeni kaldıraçlı işlem imkanı sunan karmaşık finansal araçların, tüm dünya konvertible para birimlerince kullanılma imkanı; Genel anlamda paraya duyulan güveni sarsmış, karşılıksız fazla para sebebiyle geçek malların fiyat artışları paraya duyulan güvensizlik, Çinin hızlı büyümesi sebebiyle artan hammadde talebi, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaratılan krizler ve küresel ısınma gibi sebeplerden daha da kamçılanmıştır.
Yukarıda kısaca izaha çalıştığım karşılıksız para, sebepli sorunlar yüzünden ortaya çıkmış olan Çok ciddi küresel sorunlara ve değerli madenlere olan güvenin, paranın üzerine çıkmaya başladığından hareketle; belki de dünya; Bretton Woods sistemine benzeyen bir sistem arayışına girmenin arifesindedir.
İşte bu noktada, Tüm dünyanın böyle bir küresel arayışa girmesi gerektiği bir sürecin öncesinde proaktif tedbir ve fırsat yaratma anlamında Türkiye açısından önerim ALTIN HEYKEL diye adlandırdığım bir bakış açısı ve sistem olacaktır.
Altından yapılmış bir heykel aldığınızı düşünün. Bu heykel ne kadar kötü yapılmış olursa olsun; onun minimum değeri heykelin ağırlığı çarpı altının o günkü fiyatı olacaktır. Eğer bu heykel usta ve marka değeri olan ünlü bir sanatçı tarafından yapılmış sıra dışı ve özgün bir eserse; o zaman fiyatı heykelin hurda değeri artı sanatçının yarattığı katma değer olacaktır.
Yani aslında önerdiğim şey en basit anlamıyla, ülkemizin hurda değerini doğru değerlediğimizde ve bunu hayata geçirdiğimizde; muhtemelen bu hurda değerinin gayrisafi milli hasılanın kat be kat üstünde olacağından Türkiye’mizin dış dünyada değerlemesi pek çok psikolojik ön yargının değişerek birden çok farklı bir seviyeye oturması sağlayacaktır.
Önerdiğim şey ise; temelde çok basit bir kalem oynatmadan ibarettir. Türkiye’nin tüm yer altı kaynaklarının devlete ait olduğundan hareketle. Niçin bu yer altı kaynaklarının envanterini çıkartıp –Bakır, altın, volfram, thorium, BOR ne varsa...
Öyle ya, ha Merkez Bankası'nın kasalarındaki altın karşılığı basılan para ile dünyada güven tesisi, ha toprağın altındaki madenleri karşılığında basılan para ile dünyada güven tesisi.
Bu şekilde hurda fiyatımızı tespit ettikten sonra ülkemizin gerçek değerinin tespiti, tıpkı altın heykeldeki gibi... Merkez bankamızın bilançosundaki madenler artı dinamik nüfuz potansiyelimiz, coğrafi konumumuz, ordumuz, eğitime yaptığımız yatırımlarla yetiştirdiğimiz nitelikli insan gücü, turizm vs. şeklinde olacaktır. Madenleri olmayan ülkeler ise çok iyi birer sanatçı olmak durumundadır.
İşte; ALTIN HEYKEL i, ya da GODEN STATUE SYSTEM in ana fikri budur...
Mert BAL