Kaybederken nasıl kazanırsınız
facebook.com/nilufergulata
twitter.com/nilufergulata
info@nilufergulata.com
Reklamlarda birçok sevimli çocuk izliyoruz. Bunlardan bir tanesinde, küçük bir kıza ürünün nasıl yapıldığı soruluyor. Küçük kız da tatlı tatlı anlatıyor. Elbette nasıl yapıldığını bilmiyor. Ama neredeyse bütün çocuklar gibi, hayalgücünü kullanıyor, tasavvur ediyor. Anlatıyor.
Bu yanıtını bilmediğin soruları biliyormuşcasına uzun uzun yanıtlama mefhumu kültürel bir durum mudur, ecnebi çocukların da bu tür sevimlilikleri var mıdır, bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da bunu zamanla bir alışkanlık haline getirdiğimiz ve her yaşta ve her tecrübede yanıtını bilmediğimiz sorulara yanıtlar icat etmekten vazgeçmediğimiz. Ne yazık ki, belli bir yaştan sonra size gülseler bile, bu tebessüm sevimlilikten değil, komik duruma düşmüş olmaktan kaynaklanıyor.
Evet. uydurulmuş yanıtlar bazen çok eğlenceli olabiliyor. Bu yüzden televizyoncular halkla röportajlar yapıp duruyor. Çünkü izleniyor. Hun
Devleti’nde bedava tatil yapmak nasıl olurdu diye soruyorlar sokakta insanlara.
Herkes ne kadar hoş bir tatil olacağını anlatıyor. Bırakın dünyada böyle bir devlet olmadığını, kimse nerede olduğunu bile sormuyor. İsmet İnönü’nün Başbakan’a muhalefet etmesi hakkındaki fikirleri soruluyor insanlara. Kimi haklıdır diyor. Kimi İsmet İnönü’ye verip veriştiriyor. Tarih okuyan bir üniversite öğrencisi dahil.
Bilmemek mi, yoksa bilmediğini bilmemek mi daha tehlikeli, insan karar veremiyor.
Peki ya uydurduğunuz yanıtları, çok ciddi, hayati durumlarda, size güvenen birine verirseniz?
Mesela, borsa için küçük ama kendisi için büyük bir birikimi değerlendirmek için size danışırsa biri. Bilmediğiniz, emin olmadığınız bir öngörüde bulunsanız ona. O an yaşamaya başladığınız tatmin duygusu en fazla ne kadar surer? O kişi birikimini, siz de onun güvenini kaybedinceye kadar sürer mi mesela.
Bu ne tatlı bir duygu, ne menem bir alışkanlıktır ki, birçok amatör yatırımcı, aldığı hayali yanıtların peşine takılıp, daha ilk dönemeçte mağdur oluyor.
Evet kime danıştığınız önemli. Ama asıl önemli olan, sizin neyi ne kadar
bildiğiniz. Çünkü ne kadar yanıt varsa, o kadar da soru var. Belli ki yatırım dünyasında insanlar sürekli birbirine soru soruyor. Bu da bir başka ürkütücü gerçeği ortaya koyuyor. Borsada oynayan birçok kişi, oyunun kurallarını bilse de nasıl kazanacağını bilmiyor.
Arşive bakarsanız göreceksiniz. Daha ilk yazımda belirtmiştim ekonomiden zerre kadar anlamadığımı. Ekonominin tansiyonu içinde bir mola, bir nefes
olsun, gündem ekonomi jargonu ile, size özel bir şekilde de size sunulsun diye bu yazıları yazdığımdan söz etmiştim. Buna ragmen, hiçbir yazımın herhangi bir ekonomik veri içermemesine rağmen, inanın bana bile birçok soru geliyor. Hatta yağıyor.
Kendilerine uzun uzun anlatıyorum ekonomiyle bağımın ne kadar zayıf olduğunu. “Olsun, lütfen siz yine de tavsiyede bulunun” diyenler var. Bazı insanlar eşe dosta fal baktırmak için yapar aynısını. “Bi kahve falı bakarsın artık”, “Yahu ben faldan ne anlarım?”, “Olsun söyle birşeyler işte”…
Sanırım, küçük yatırımcıyı bu hale getiren tek şey, eksik bildiği, eksik gördüğü bir ortamda çırpınıyor olması.
Biliyorum, siz büyük yatırımcının sahip olduğu birçok şeye sahip değilsiniz. Sizin özel yatırım danışmanlarınız, gidişatı sizin adınıza takip edip yorumlayacak bir ekibiniz, koşulları çıkarlarınız doğrultusunda eğip bükecek miktarda varlığınız yok.
Ama yapabileceğiniz bir şey var. Öğrenmek. Çünkü borsada bile, bilmemek değil öğrenmemek kayıp. Öğrendiğiniz her şey ise paha biçilmez bir kazanç.
Borsada devam etmekte kararlıysanız ve küçük bir yatırımcı olarak kalmamak, büyümek niyetindeyseniz, bildiklerinizle yetinmeyin. Daha fazlasına vakıf olmaya çalışın. Yeni bir dil öğreniyormuşcasına emek ortaya koyarak yapın bunu.
Tabloları anlamak ve değerlendirmek yetmesin size. Kendi öngörülerinize sahip olacak ve kimseye danışmak zorunda kalmayacak kadar iyi öğrenin bu işi.
Uzmanların tavsiyeleri olsa olsa sizin görülerinizin sağlaması, tuzu biberi
olsun. Yunanistan’ın hali, Avrupa Birliği’nin çırpınışları, yaptırımlar, mantıksız fırlamalar, beklenmedik düşüşler, etki alanına girdiğiniz her olumsuzluk, ileride bıyık altından güleceğiniz eşsiz birer deneyim olsun.
Yeni başlayanlar gelip size sorular sorsunlar. Kendi şansınızı yaratmak için nasıl emek verdiğinizi, zaferlerinizi yahut haklı mağlubiyetlerinizi, nasıl olup da hiç vazgeçmediğinizi heyecanla dinlesinler. Onlara anlatacağınız kocaman bir hikayeniz olsun.
Bayezid Bistami tarafından söylendiği rivayet edilen meşhur sufi deyişi özetliyor aslında kelimelerdir anlatmaya çalıştığım şeyi:
“Aramakla bulunmaz, ama bulanlar arayanlardır.”