Sağlık Sektörü Tedaviye İhtiyaç Duyuyor

19.11.2000 - 00:00

Devlet hastanelerindeki kuyruklar, özel hastanelerdeki fahiş fiyatlar sağlık hizmetlerinden tüm kesimlerin eşit yararlanmasını engelliyor. Yatak ücretleri bakanlık tarafından belirlenmesine karşın, özel hastaneler bu kurala uymuyor.


Fatih Sultan Mehmet ‘Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi’ demiş. Sağlık tabiki hepimizin en değerli varlığı. Onu bir kere kaybetmeye görün. Ne para, ne pul, ne iş, ne eğitim. Yani kısacası sağlıksız hiçbir şey olmuyor. Ama Türkiye’de sağlıklı olmak için daha doğrusu sağlık sektöründen dünya standartlarında yararlanmak için paranızın da olması gerekiyor. Sektörde özel hastane sayısının artmasına rağmen bir türlü fiyatlarda düşüş görülmüyor. Bununen önemli sebebi sağlık sektörünün yurtdışına bağımlı bir sektör olmasından kaynaklanıyor. Ayrıca sektörün devamlı gelişmesi ve yenilenmesi, bir ay önce çıkan bir cihazın eskimesi muayene ve tedavi fiyatlarına da yansıyor. Ancak, tüm bu anlaşılır nedenlere karşın, aynı hizmetin hastaneler arasında farklı fiyatlarından verilmesi soru işaretlerinin doğmasına neden oluyor. Hastaneler arasında uçurumlara varan fiyat farklılıkları bulunuyor.


‘Ne yapalım serbest piyasa ekonomisi diyebilirsiniz’ ama, işin ucunda sağlık olduğunu da unutmamak gerekir. Peki ya kalite... Hastanelerin bir bölümü kalitelerinden ödün vermeden faaliyetlerini sürdürürken, bazıları fiyatlarını düşük tutmak adına kalitelerinden taviz veriyor. Özellikle lüks semtlerdeki hastanelerle, varoşlardaki hastaneleri karşılaştırdığınızda Türkiye’nin sosyolojik ve ekonomik bir gerçekliği ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Yanlış yapılan iğneler sonucu kaybedilen kollar, doğum sırasında ölen anneler ve bebekler, ameliyatlar sırasında hastanın içinde kalan ameliyat malzemeleri, hastanede rehin kalanlar... Belki bir çoğumuzun Levent Kırca’nın parodilerinde seyrederken gülüyoruz ama bunlar Türkiye’nin var olan problemleri. Son olarak Alman Hastanesinde tedavi gören 3 yaşındaki Elçin Korkmaz MR çekimi sırasında hayatını kaybetti.


Aslında bu problemlerin en önemli sebebi plansız yapılanmalar. Evet başka sektörlerde olduğu gibi plansız ve programsız oluşumlar sağlık sektörünü de kapsama alanına almış durumda. Yapılan araştırmalara göre, İstanbul’daki hastanelerdeki MR sayısı İngiltere’dekinden fazla. Bu da programsızlığın en temel göstergelerinden sadece birisi. Sağlık Kuruluşları Derneği Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, sağlık sektöründe plansız yapılanmanın hat safhalara vardığını düşünüyor. ‘Hangi semte kaç yataklı hastane gerekli, bu hastanenin kaç tane tomografi cihazına ihtiyacı var?’ sorularına hiç kimsenin cevap aramadığını belirten Aydınlar, önüne gelenin hastane açtığını söylüyor. Aydınlar, “Sağlık sektörü maliyeti çok yüksek olan bir sektör. Açtıkları hastanenin maliyetlerini karşılayamayanlar etik olmayan yollara başvuruyorlar. Kampanyalar, yani taksitler... Bunlar sağlıkta hiç olmaması gereken olaylar” diyor. Türkiye’de devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri ve özel hastaneler yani bütün sağlık kuruluşları Sağlık Bakanlığı tarafından denetleniyor. Fakat bakanlık hastane ruhsatını hastane bittikten sonra veriyor. Aydınlar, bunun çok yanlış bir davranış olduğunu söylüyor. Sağlık Bakanlığı’nın kontrollerinin daha proje aşamasındayken kontrol edilmeye başlanması gerektiğini belirten Aydınlar, bakanlığın yasasının hızla değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.


BAKANLIĞI DİNLEYEN YOK;

Sağlık sektöründe vatandaşları ilgilendiren en önemli konu hepinizin tahmin ettiği gibi fiyatlar. Kaliteli hizmet veren özel sağlık kuruluşlarının fiyatlarının çok yüksek seviyelerde olması sebebiyle birçok hasta ya SSK hastanelerinde ücretsiz olarak ya da varoşlardaki hastanelerde çok daha düşük fiyatlara sağlık problemlerini halletmeye çalışıyorlar. Türkiye’de hastanelerin yatak ücretleri Sağlık Bakanlığı tarafından bir yıllık olarak belirleniyor. Hastaneler bu rakamı isterlerse bir yıl içine yayarak, isterlerse de fiyatların belirlendiği gün hepsini birden uygulayabiliyorlar. Yatak ücretleri net rakamlar. Hastanelerin bu fiyatları düşürme ve yükseltme imkanı bulunmuyor. Ancak, özel hastaneler bu kurala uymuyor. Muayene, tahlil, röntgen ve tedavi fiyatları ise Tabip Odası tarafından belirleniyor. Tabip Odası’nın belirlediği fiyatlar asgari rakamlar. Varoşlardaki bazı hastaneler bu fiyatları düşürmek zorunda kalıyorlar. Koç Grubu Vakfı tarafından desteklenen Amerikan Hastanesi Tıbbi Direktörü Engin Bazmanoğlu, varoşlardaki hastanelerin fiyatları düşürdüklerini, bu sebeple kaliteden ödün verdiklerini savunuyor. Sağlık Bakanlığı’nın hastaneleri denetleme imkanının çok zor olduğunu belirten Bazmanoğlu, hastaların hastaneleri kendilerinin denetlemesi gerektiğini savunuyor. Bazmanoğlu, “Benim kaliteden kastım hasta bakımı. Türkiye’de hasta bakımı oldukça eksik kalan bir nokta. Dünya standartlarına göre her dört hastaya bir hemşirenin düşmesi gerekiyor. Bunlar da doğal olarak fiyatlara yansıyor. Avrupa ve Amerika’daki hastanelerin vakıflara bağlı. Türkiye’de ise böyle bir durumun söz konusu değil” diyor.


Sağlık sektörü dünyada en çabuk gelişme kaydeden sektörlerden bir tanesi. Kaliteli bir hastanenin en az beş yılda bir bütün ekipmanlarını değiştirmesi gerekiyor. Türkiye’deki genel kanının özel sağlık kuruluşlarının çok iyi karlar elde ettiği yönünde. Bu kanı nedeniyle, sağlık sektörüyle ilgili olmayan kişilerde bu alanda yatırım yapıyor. Engin Bazmanoğlu, sağlık sektörünün karlı bir iş olduğu fikrine katılmıyor. Avrupa Hastanesi Başhekim Yardımcısı Akif Tayyareci de, Bazmanoğlu’nun ‘sağlık sektörü karlı değil’ görüşüne katılıyor. Tayyareci’ye göre, özel hastane açıp da bu hastaneler üzerinden kara para aklayanlar dahi var. Tayyareci, “Nüfus artışının çok fazla olması ve devlet hastanelerinin yetersiz kalması özel hastanelerin çoğalmasına sebep oluyor” diyor. Dünya Göz Hastanesi Müdürü Gülferi Yıldırım, sağlık sektöründe gerçekten de ciddi fiyat rekabetlerinin olduğunu söylüyor. Ayrıca denetimlerin de yetersiz olduğunu belirten Yıldırım, Sağlık Bakanlığı’nın hastanelerin sadece fiziksel özelliklerine baktığını düşünüyor.


Sağlık sektörünün hangi ucundan tutarsanız tutun sorunlar peş peşe geliyor. Peki çözüm yolları neler? Sektörün problemlerinin çok kısa vade içinde çözelmesi imkansız gibi görünüyor. Her şeyden önce Sağlık Bakanlığı’nın yasasının günün koşullarına göre değiştirilmesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığı hastaneleri proje aşamasından başlayarak denetlemesi gerektiği düşünülüyor. Hastane sahibi ve bakanlığı ilgilendiren konular yanında, toplum sağlığı düşünüldüğünde olayın boyutları büyüyor. Fiyat rekabeti ve her vatandaşın sağlık hizmetlerinden aynı verimlilikte faydalanması konusunda çözümün sağlık sigortası olduğu savunuluyor. Görüşlerini aldığımız başhekim ve hastane müdürleri çözümün özel sağlık sigortalarından geçtiğini belirtiyorlar. Ama Türkiye şartlarında sağlık sigortası alabilecek gelir seviyesine sahip olanların sayısı da oldukça düşük görünüyor. MedNet Sağlık Hizmetleri Yönetim ve Danışmanlık Genel Müdür Yardımcısı Vural Şenalp, Türkiye’deki sağlık sigortası primlerinin çok yüksek olduğunu düşünüyor. Şenalp primlerin yüksek olmasının sebebinin tedavi giderlerinin yüksek olmasına bağlıyor. Sağlık sigortalarının yaygınlaştırılması için çözüm yollarından bir tanesi de şirketlerin çalışanlarına sağlık sigortası yaptırması. Bu uygulama konusunda hiçbir çalışma olmadığını belirten Şenalp, sadece bazı büyük şirketlerin çalışanlarına böyle bir imkan tanıdığını söylüyor.


Herşeyden önce sağlık sigortalarının tüm kesimler tarafından ulaşılabilir fiyatlara gelmesi gerekiyor. Bunun içinse tedavi masraflarını düşmesi şart. Çünkütedavi masraflarının yüksek olması, sigorta şirketlerinin primleri yüksek belirlemesine neden oluyor. Yüksek primler daha az kişinin sigorta yaptırmasına neden oluyor. Sigorta sektörünün müşteri kitlesini artıramaması da fiyatlara olumsuz etkiliyor. Kısaca, bir kısır döngü içinde olduğu söylenebilir. Bunun kırılmasına en çok hastane kapılarında bekleyenler ihtiyaç duyuyor.


SAYMAKLA BİTMEYEN PROBLEMLER;

• Sektördeki ekipmanların yurtdışından ithal edilmesi.
• Türkiye’nin hasta bakımı konusunda çok geri olması.
• Plansız programsız açılan hastaneler.
• Özel sağlık sigortalarının devreye girememesi.
• Muayene, tedavi, tahlil ve röntgen fiyatlarının her kuruluşta çok farklı uygulanması.
• Varoşlardaki hastanelerin fiyatları düşürerek kaliteden ödün vermesi.


Ücret tarifesi
Özel hastane Amerikan Hastanesi Avrupa Hastanesi Esnaf Hastanesi
Muayene 40 milyon TL 30 milyon TL 12 milyon TL
Bademcik ameliyatı 1 milyar TL 350 milyon TL Doktorla görüşmeden sonra belli oluyor.

Yatak Ücreti 21 milyon TL-30 milyon TL- 35 milyon TL 23 milyon 500 bin TL –47 milyon 500 bin TL

Tabipler Odası

Muayenehanede 13 milyon 800 bin +KDV
Hastanın bulunduğu yerde 23 milyon 940 bin+KDV
Bademcik ameliyatı 173 milyon 750 bin TL+KDV

Not: Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği yatak ücreti 8-12 milyon arasında değişiyor.


SEKTÖR TEMSİLCİLERİ NE DİYOR?

Kaliteyi ucuza alamazsınız

Türkiye’de çok fazla hastane açılmasının bir çok sebebi var. Bir kere nüfus artışının çok fazla olması ve devlet hastanelerinin yetersiz kalması hastane sayısının artışındaki en büyük etken. Gerçekten de hastanecilik yapanlar var. Ama bizim duyumlarımıza göre kara para aklamak için de hastane kuranların olduğu söyleniyor.Hastanecilik çok kar bırakan bir iş değil. En fazla yüzde 15 kar yapabilirsiniz. Başka sektörlerden hastaneciliğe geçenler yüzde 100 karlara alışmış insanlar. Kaliteyi ucuza almanız mümkün değil. Çok kaliteli personelle hizmet verirseniz bu kaliteyi karşılamanız için fiyatlarınızı yükseltirsiniz. Vakıf hastanesi olmanın hiçbir toleransı yok.

Op. Dr. Akif Tayyareci
Avrupa Hastanesi Başhekim Yardımcısı

Ya standartlar ya da fiyatlar
Örneğin bize ‘bir idrar tahlili şu kadar, bunun altında yapamazsınız’ deniyor. Varoş hastaneler bu fiyatların altına düşmek zorundalar. Bu fiyatların altına düştüğünüz zaman çalıştırdığınız personelin de sayısını azaltmak zorundasınız. Hemşireyi de, doktoru da asgari seviyelere indirmek zorundasınız. Ya cebinizden bir miktar para vereceksiniz, ya da böyle yollara gideceksiniz. Biz hala sağlık sigortalarını yerleştiremiyoruz. Beyana tabi bir sigorta çeşidi olması sebebiyle bizim halkımız tarafından da tercih edilmiyor. Böyle olunca da bu sektör sadece cebinden para ödeyenlerin yararlanabildiği bir sektör haline geliyor. Ayrıca bizim sektörümüz Türkiye’nin genel ekonomik gidişatıyla da paralellik gösteriyor. Hastane standartlarını Sağlık Bakanlığı belirlemiyor. Dünya Sağlık Örgütü belirliyor. Türkiye’nin de bunları uyması şart. Yurtdışında tedavi olan hastalar Türkiye’de doktorların ve ekipmanın çok iyi olduğunu, fakat hasta bakımının hiç iyi olmadığını söylüyorlar. Standartlara göre dört hastaya bir hemşire, yoğun bakımlarda iki hastaya bir hemşire hatta bebek yoğun bakımlarında bir hastaya bir hemşirenin düşmesi gerekiyor. Bunların karşılanması içinde fiyatlara yansıtılıyor. Ama bu bir tercih sebebi. Ya standartları tercih edip fiyatlarınızı yükselteceksiniz, ya da standartlardan taviz verip fiyatlarınızı belirli seviyelerde tutacaksınız.

Engin Bazmanoğlu
Amerikan Hastanesi

‘Bodrum katlarında ameliyat yapıyorlar
Bizim en çok yaptığımız ameliyatlar arasında katarakt ameliyatı yer alıyor. Örneğin katarakt ameliyatı için lazım olan bir maddeyi biz Pakistan veya Hindistan’dan 10 dolara da alabiliriz. Ama İngiltere veya Amerika’dan 400 dolara. Sağlık sektöründe bütün malzemelerinizin en iyisini kullanmak zorundasınız. Sağlık sektöründe olmaması gereken ciddi bir fiyat rekabeti var. Benim şahsi fikrim denetlemeler yeterli değil. İyi bir hizmet verilebilmesi için standartların da iyi olması gerekiyor. Sağlık müdürlüğü denetimlerini genellikle çok yüzeysel tutuyorlar. İşte hastanede asansör var mı, tavan yükseklikleri ne kadar gibi. Tabi ki bunlara da ihtiyaç var. Ama önemli olan hijyenle ilgili denetimler. Varoşlarda bodrum katlarında ameliyathanesi olan hastaneler var. Dünyanın hemen hemen her yerinde insanlar sağlık harcamaları için para ödemiyorlar. Türkiye’de ise sağlık sigortasının primlerini ödeyebilecek paranız varsa, sağlık sigortasından yararlanabiliyorsunuz. Ama insanlara primler çok yüksek geliyor. Genelde bizim insanımız sağlık sigortası bilincini henüz kazanmış değil.

Gülferi Yıldırım
Dünya Göz Hastanesi Müdürü

Bize de imtiyazlar tanınmalı
SSK ve Emekli Sandığı gibi kuruluşlar sağlık sektöründe haksız rekabete yol açıyorlar. Özellikle Emekli Sandığı vakıf hastanelerine öncelik veriyor. Hastalarının bu vakıf hastanelerine ve Kızılay’a gitmesini sağlıyor. Bu hastanelerde KDV yok. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de yüzde 60 oranında enflasyon olduğu halde zam yapmıyor. Sonuç olarak bu kalitelerine de yansıyor. Özel sektör maliyetleri biriktirir üzerine karını koyar ve satar. Hastaneler, sanayide kullanılan suyla aynı fiyatı ödüyorlar. Buna karşılık oteller normal konutların ödediği su fiyatını ödüyorlar. Biz de bu maliyetlerimizi fiyatlarımıza yansıtıyoruz. Oysa bu imtiyazlar bize de tanınsa bizim maliyetlerimiz düşecek, biz daha ucuza hizmet verebileceğiz. Büyükşehir Belediyesi, tıbbi atıklar için bir tarife düzenliyor. Kamu hastaneleri bu ücretin yüzde 30 eksiğini ödüyor. Askeri hastaneler ise yüzde 50 eksiğini ödeyecek. Devlet vatandaşlarına sağlık hizmetini tam olarak sunamıyor. Özel sektörde bunu doldurmaya çalışıyor.

Mehmet Ali Aydınlar
Sağlık Kuruluşları Derneği Başkanı

Primler çok yüksek
Türkiye’de tedavi giderlerinin yüksek olması sebebiyle sağlık sigortası primleri de oldukça yüksek. Primlerin yüksek olması da tüketicilerin alım gücünü azaltıyor. Sağlık sigortası alırken insanlar durumlarını bir daha gözden geçirmek zorunda kalıyorlar. Özel sağlık sigortalarının şirketler tarafından ödenmesi konusunda hiçbir çalışma yok. Özel sağlık sigortası sosyal bir gereklilik. Özel sağlık sigortası konusunda geliştirilmesi gereken bir diğer konu da Türkiye’deki banka sandıkları gibi kuruluşlarla ilgili. Sağlık sigortası satan şirketler bu tip kuruluşlarla birlikte çalışmaları gerekiyor. Sandığın karşılayamadığı yükleri özel sağlık sigortaları karşılamalı. Fiyat aralıkları gerçekten de sağlık sektöründe çok fazla. Ama bu farklılıklar özel hastane sayısının artmasıyla birlikte yavaş yavaş kapanacağa benziyor. Çünkü son 10 yılda sağlık sektörü çok gelişti. Bundan 10 yıl önce İstanbul’da sadece 35 hastane vardı. Fakat şimdi bu sayı 110’a ulaştı. (TREND)

Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
  • BIST
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • €/$
75.727 Değişim: -0,27% Hacim : 2.345 Mio.TL Son veri saati : 18:10
Düşük 75.585 09.12.2016 Yüksek 76.177
Açılış: 76.116
3,4870 Değişim: 1,27%
Düşük 3,4216 09.12.2016 Yüksek 3,5073
Açılış: 3,44315
3,6829 Değişim: 0,69%
Düşük 3,6367 09.12.2016 Yüksek 3,7008
Açılış: 3,6577
129,88 Değişim: 0,20%
Düşük 128,70 09.12.2016 Yüksek 131,02
Açılış: 129,61
1,0559 Değişim: -0,53%
Düşük 1,0531 09.12.2016 Yüksek 1,0630
Açılış: 1,06157

bigpara

Copyright © 2016 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.