Vergiyi Artırmak Kaçağı Büyütür

24.11.2000 - 00:00

Yasal düzenlemeyle vergi oranlarını artırmaya kalkanların yanılacağını söyleyen TESEV Başkanı Dr. Can Paker`e göre, bu girişim çok yanlış.


Son birkaç aydır gündemin ayrılmaz bir parçası oldu yolsuzluk... Ve doğal olarak bunun ekonomiye olan yükü... İşte tam bu dönemde Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı`nın (TESEV) yolsuzluk araştırması gündeme deyim yerindeyse cuk diye oturdu. Araştırma hala konuşulmaya ve tartışılmaya devam ediyor. Nasıl konuşulmasın ki, yolsuzluğun getirdiği yük vergi artışı ile karşılanmaya çalışılıyor. Biz de TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker`le araştırmadan yola çıkarak, iş dünyasının konuya bakış açısını ve hükümetin son kararlarını konuştuk. Tabii bir de eski yönetim kurulu üyeliği dolayısıyla TÜSİAD`daki üyelikten ihraçları... Para: TESEV`in yolsuzluk araştırması planlanmış gibi en sıcak gündemi yakaladı... Can Paker: Biz onu hiç zamanlamadık, 16 aydır üzerinde çalışılıyordu. Projenin esası Dünya Bankası`nındır, onun Türkiye adaptasyonu lazımdı, işte bunun için konuşuldu tartışıldı ve bir hazırlık süresi oldu. Gündeme rast gelmesi tamamen tesadüf... Zaten TESEV gibi think tank kuruluşu aktüaliteyle çalışmaz.


Para: 16 ay önce başladığınıza göre, o dönemde de yine Türkbank skandalı vardı?

Paker: Türkiye`de şu olaydan sonra buna başlayalım yok. Türkiye`de uzun yıllardır yolsuzluk sorunu olduğu herkes tarafından biliniyor. 98 ülke arasında yapılan bir araştırmada Türkiye yolsuzlukta 50. sırada ve aldığı not da 10 üzerinden 3.8. Hem sınıfta kalıyor hem de ortalarda bir yerde. Avrupa Birliği adayı olan bir ülkenin, bu büyüklükte bir yolsuzluğa ve ekonominin buna tahammülü yok. Yolsuzluğa moral tarafını bir yana bırakıp, ekonomik açıdan bakarsanız, bir israftır. Karşılığı olmayan bir kaynağı boşu boşuna sarfetmektir. Bu açıdan bakarsanız da AB adayı olan bir ülkede bu çok olağan bir durum değil. TESEV`in de son iki yıldır hedeflediği ana çerçevesi AB`dir. TESEV, AB ile ilgili aksiyonlar, araştırmalar yapar. Bu yolsuzluk araştırması da onun bir parçasıydı. Yoksa falan olayın üzerine araştırma yapalım diye bir şey yok. TESEV bir gazetecilik tarzıyla çalışmaz, yolsuzlukları ortaya çıkarmak için polis olarak da çalışmaz. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Türkiye genelinde en küçükten en büyüğüne kadar hangi mekanizmalarda yolsuzluk oluyor, hangi yoğunlukta oluyor, insanlar buna nasıl bakıyor, Türk kültürü bunu nasıl karşılıyor şeklinde bir araştırma. Sonuçta da yolsuzluğu önlemek üzere yapılacak çalışmalara, siyasi kararlara done üretmek amaçlanıyor. Araştırmanın sonucunu tüm Türkiye`ye sunacağız. Doneler göz önüne alınarak öneri de yapacağız. Ama bu donelerden yola çıkıp başkaları da siyaset üretebilir onlar da öneride bulunabilir. Bu devletten de olabilir, devlet dışı da...


Para: Peki bu önerilere kulak asılır mı, daha doğrusu bundan önce de benzer çalışmalara kulak asılmış mıydı?

Paker: Bence bugüne kadar kulak asılmadıysa, bundan sonra asılma ihtimali çok artmış demektir. Çünkü dünyadaki olaylar, artık yolsuzluğun tartışılamaz bir şey olduğunu ve kaldırılması lazım geldiği noktasında kesişiyor. Türkiye`nin yolsuzluğuyla bugün uğraşması tesadüf değil, dünya buraya gidiyor.
Para: İş dünyasının yolsuzlukla iç içe olmasını neye bağlıyorsunuz?
Paker: İş dünyası derken, hangi kısmını söylüyorsunuz. Ben TÜSİAD üyesiyim, TÜSİAD`da böyle yaygın bir şey olduğuna inanmıyorum. TÜSİAD bizim projeyi finansal olarak destekliyor.


Para: Ne kadar bir mali destek...

Paker: 50 bin dolar. Bu büyük para TÜSİAD için. TÜSİAD zenginlerden oluşuyor ama çok zengin değildir.


Para: TÜSİAD`ın parasız kaldığı bu nedenle de araştırma yapamadığı söyleniyor...

Paker: Hayır araştırmayı parasız kaldıklarından değil, yapmamaları lazım geldiğine inandıkları için yapmıyorlar ki, doğru. TÜSİAD bir araştırma kurumu değil. TESEV ve TESEV gibileri araştırma yapar. TÜSİAD belirli bir grubun temsilcisidir, sanayici ve işadamlarının temsilcisidir. Dolayısıyla araştırma yaptırılmasına destek olabilir, araştırmaya sponsor olabilir. Ama TÜSİAD kendisi think thank değildir, o nedenle araştırma yapmaması doğrudur. Öyle bir yola gidiyorlar ki, doğrudur. Yolsuzluk ve işadamları diyorsunuz. Bizim araştırmamızda üç aşama olacak. İlk aşamada 3 bin hane halkıyla görüşülecek. Daha sonra ikinci aşamada, merkezi ve yerel hükümetten 2 bin 400 memur ve son olarak da bin 200 işadamıyla görüşülecek. Yolsuzluk varsa işadamları da vardır ama hangi işadamları... Biz de bunu araştırmaya çalışıyoruz. Şu anda hane halkıyla görüşülme aşamasında. Şubatta falan sanırım ilk neticeleri alırız.


Para: Yolsuzluğun artışında, Özal`ın benim işçim memurum işini bilir düşüncesinin etkisi olmadı mı?

Paker: Kesinlikle sadece o değil. Yolsuzluk Özal`dan sonra mı başladı, hayır. Fuzuli`nin bir sözü var, selam verdim rüşvet değildir diye almadılar. Yani yolsuzluk Özal`la başladı vs. değil ki, bu toplumsal bir olgu. Ve devletin elinde kaynak olduğu sürece yolsuzluk olur. Batı niye müthiş bir şekilde özelleştirme baskısı yapıyor, başka çaresi yok çünkü. Devletin ulufe dağıtma imkanı olduğu sürece yolsuzluk olur, bu imkanı elinden alırsanız ki inşallah alacağız, o zaman olmaz, ya da ihtimali azalır.


Para: Devletin ulufe dağıtma imkanı sizce elinden alınacak mı?

Paker: Ben tarihsel bir gelişmeye bakıyorum, siz yarın ne olacak diye bakıyorsunuz. Yarın ne olacak diye bir şey söyleyemem. Ama objektif olarak değerlendirdiğim zaman, Türkiye`nin yolsuzluğu finanse edecek gücü yok. Devletin ekonomide ağırlığını devam ettirme imkanı yok, çünkü dünyada inanılmaz bir rekabet var. Devlet kurumlarının bu yapısıyla, bu rekabetle başa çıkması mümkün değil.


Para: Yolsuzluk faturası nasıl olsa vergi olarak Türk vatandaşlarına geri dönüyor....

Paker: Türkiye, bu faturayı artık ödeyemez duruma geldi, IMF de olaya el koydu. Şimdi bunu böyle, bunu şöyle yapacaksın diyor. Ve ekonomiyi Türk hükümetiyle IMF beraber yürütüyor. İşte biz istediğimiz kanunu çıkarırız, ondan sonra da özelleştirmeyiz, istediğimizi yaparız yok artık. Milli devlet denilen kavram, küreselleşme nedeniyle zayıflamaya başladı. Yani siz artık kendi ülkeniz içinde canınızın istediğini yapamıyorsunuz, dünya bir bütün haline gelmiş. Batıkları vergilerle karşılamaya kalkmak yanlış bir şey. Kurtarmayacaksın, kurtarmayınca da vergiye ihtiyaç yok. Vergi artırılması size daha fazla vergi getirmez. Çünkü ondan sonra kaçaklar başlar. Bir toplum, bir ekonomi verebileceğinden fazla, verme imkanından fazlasını vermez. Onu kanunla artırırım diye sanıyorsanız, yanılıyorsunuz artıramazsınız. Kaçağa yol açarsınız. Belirli ekonomilerin verebileceği vergi sınırları vardır. Bu bir banttır, minimum, maksimum. Ama maksimumu geçemezsiniz, sonra başlar kayıt dışı. Niye yüzde 50-70`lere çıktı kayıt dışı? Vergi alamazsın. Ben vergici değilim, anlamam ama genel olarak bakıyorum, alamazsın. Veremeyeceğin bir noktaya geldiği zaman bu işten nasıl kurtulacağız diye yol aranır. O nokta herkese göre ayrıdır ama, bir nokta mutlaka vardır. Ee bu noktaya niye getiriyorsun, şunu kurtaracağız diye. Kurtarma kardeşim, niye kurtarıyorsun.


Para: Vergi devletin en önemli gelir kaynağı, toplanmazsa ne olacak?

Paker: Devletin inşallah hiçbir gelir kaynağı olmaz. Ne lüzumu var ki, askeri, adalet, polis, sağlık ve biraz da eğitim. Sağlık ile eğitim özel olabilir. Onun dışında devletin gelire ne ihtiyacı olacak ki. Hatta polis teşkilatı asker bunlara yapılan harcamanın bu seviyede olması doğru mu? Savunma harcaması, tartışma alanı olması lazım. Milli eğitim ve sağlığa harcanana bakın, milli savunmaya harcanana bakın, hepsinden kat kat fazla. Buna siyasi bir karar verilmesi lazım. Milli savunma harcamaları söylenemez ama, yavaş yavaş söylenecek. Ekonomi bir şeyleri ödeyemiyorsa, onlar konuşulur hale gelir. Evvelden ödüyordu, çünkü orduya da Amerikan yardımı vardı. Amerikan yardımı şimdi yok oluyor, Sovyetler ortadan kalktı çünkü. Ekonomik olarak ödeyememeye başladığınızda da konuşulur hale gelir, kurtuluşu yok. İnsanların cebinden parayı almaya başladığınız zaman, dur bakalım ne oluyorsun, böyle mi olması lazım, başka türlü olmaz mı demeye başlar.


Para: O zaman vatan haini ilan edilinmez mi?

Paker: Edilir. Kaç kişiyi vatan haini ilan edeceksin. Düşünün ki, 65 milyon nüfusun 30 milyonu bunu konuşmaya başladı, 30 milyonu vatan haini mi ilan edilecek?


Para: Sizce Türk vatandaşları çok mu cesaretli?

Paker: Olaylar öyle noktalara gelir ki insanlar konuşmaya başlarlar. Biz yolsuzluk araştırmasına başladık. Binlerce telefon geldi, emrinizdeyim diyor, gönüllü olarak parasız çalışmak istiyor. Niye bu reaksiyon, çünkü bıktı Türk milleti. Birtakım kişiler de polisiye gibi görüp, dokümanlar var onları getireyim size diyor. Siz 15 yıl boyunca ağır bir enflasyonla gelir dağılımını bozun, ondan sonra da hortumlatın bankaları. Ondan sonra toplum konuşur.


Para: Buna konuşma yerine heceleme devri desek...

Paker: Heceleme devri doğru. Devlet baba bitti, babanın artık vereceği bir şey yok. Baba tamamen bitince bu olaydan da kurtulacağız herhalde. Herkes kendi ayağının üzerinde durup, herkes kendine güvendiğinde bu iş bitmiştir. Herkes acaba kimin yakını olursam bu işi yaparım devri kapanacak...


Para: İş dünyası da buna paralel olarak bir silkelenme dönemi mi geçiriyor?

Paker: Buna daha önce başladı. Gümrük Birliği ile iş dünyası ciddi bir imtihan verdi. Bütün gümrükler sıfıra indi. Buna rağmen, iş dünyasının belirli sektörleri yaşamaya devam etti. Artık devletle ilişkilerden, medyadaki etkinlikten dolayı iş alınamayacak bir dönem geliyor. Kart hamili yakinimdir bitti. Artık bu gün ışığına çıkarıldı. Her şeyde bunda ne var diye herkes soracak, şeffaflığa doğru gidecek. Ayrıca devlet ihalelerine ihtiyaç kalmayacak mesele o. Devletin ekonomideki faaliyetini azaltırsanız, devletin ihale yapamayacak ki.


Para: Devletin ekonomideki faaliyetleri azalıyor gibi görünmüyor...

Paker: Ekonomi bunu besleyemiyor, dünya rekabeti buna müsaade etmiyor. Türk iş dünyası, dünyanın devleriyle kuruş kuruşa rekabet ederken bir de bir miktar ayırıp böylesi bir yolsuzluğu besleyemez. Mümkün değildir. Nitekim TÜSİAD birkaç gün önce kurtarmalara karşı çıktı. Niye karşı çıktı... Çünkü biliyor ki, kendi üyeleri bunu finanse edecek, o nedenle haklı olarak karşı çıktı. Kurtarmayacaksın batsın diyor. Dünya Bankası da kimseyi kurtarmayın batsın daha iyidir diyor. Bakın Dünya Bankası karıştı işin içine. Ne işi var Dünya Bankası`nın, ne karışıyor bizim şeylerimize!...


Para: TÜSİAD`a son zamanlarda sesini fazla çıkartmadığı gerekçesiyle eleştiriler vardı ki, kurtarmaya karşı bayrak açıldı...

Paker: TÜSİAD`a çok da haksızlık etmeyelim. TÜSİAD`ı iyi tarif etmek lazım. Niye bazı şeylerde sesini çıkarmadı, sustu filan. Niye başka bir müesseseye sormuyorsunuz da yalnızca TÜSİAD`a soruyorsunuz, bu yanlış. TÜSİAD tek sivil toplum örgütü değil. Sivil toplum örgütleri içinde sadece biri. Ama her şeyin hesabını, reaksiyon göstermediği sorgulanıyor. Bu çok haklı değil.
Eleştirmekse, bazı konularda fazla ihtiyatlı olduğunu düşünüyorum. Örneğin demokratikleşmeyle ilgili konularda... Tabii buna karşı tezleri de vardır.


Para: TÜSİAD`da yeni bir dönem mi başlıyor?

Paker: TESEV olarak geçen yıl bir Devlet Reformu konulu bir çalışma yapmıştık. Şimdi TÜSİAD da Devlet Reformu`nu Takip Etme Platformu kurmaya çalışıyor ben de bu çalışmanın içindeyim. Siyasetin üretilmesinde, uygulamasında TÜSİAD sivil toplum örgütü olarak takipçilik yapacak... Türkiye`de değişim başladı, TÜSİAD`da da. Artık araştırmalarını çeşitli yerlerle yapacaklar, ayrıca platformlar kurmaya çalışıyorlar, SİAD`larla işbirliği yapıyorlar. Bunlar bir network çalışmasına doğru gidiyor ki, çağın gereği de bu...


Para: Yani TÜSİAD açılıyor mu?

Paker: Yani kapalılık mapalılık yürümüyor, açılma ihtiyacı geliyor. Toplumun tümüyle hareket etme ihtiyacı geliyor ve böyle böyle devam ediyor.


Para: TÜSİAD`ın etik kuralları...

Paker: İlk etik kurallar benim yönetim kurul üyeliğim zamanında olmuştu. Sonra bu geliştirilmeye başlandı ve devam ediyor tahminim. TÜSİAD böyle bir etik çerçeve çizme ihtiyacı duydu. Çok da doğal, TÜSİAD üyelerinin büyük bir kısmı böyle bir etiği hem ekonomi hem de kendileri için yararlı buluyor. Devlet ihalelerine yakınlık veya uzaklık, dünyaya entegre olup olmamak gibi baktığınız zaman TÜSİAD üyeleri bu etiğin doğru olduğunu düşünüyor.


Para: TÜSİAD yönetiminde son günlerdeki en önemli konulardan biri de üyelikten çıkarılmalarla ilgili yaşanıyor sanırım...

Paker: Orada şöyle bir sorun var. Ben yönetim kurulu üyesiyken, böyle bir sorun geldi. O zaman da yargısız infaz kuşkularım vardı benim. Dedim ki, biz mahkeme değiliz, mahkeme kararı olmadan üyelikten çıkarmamız lazım. O zamanki fikrim böyleydi. Fakat bugün o kadar radikal düşünmüyorum, hakim kararını beklemek de galiba işi çok geciktiriyor. Hukuken bakarsanız, suçu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur. Peki ne yapacağız şimdi. Üyeliği dondurma gibi düşünülebilir. Zaten uygulanan bir şeydi geçmişte olmuştu. Zor bir şey. Ben hukuksal temelini çözemiyorum. Mahkeme sonucunu beklemenin bir ölçüde TÜSİAD`a zararlı olacağını ve çok uzun olduğunu düşünüyorum. Ama savcının yaptığı her soruşturma sonrasında da TÜSİAD üyeliğinden atalım, o da yanlış. Bir orta yol bulunması lazım.


Para: Üyeliğin dondurulması orta yol olabilir mi?

Paker: Olabilir veya TÜSİAD`ın bir Haysiyet Divanı var. Onun değerlendirmesine bırakacaksınız. Münferit olayları tespit edecekler ve şu kanaatimizden dolayı atıyoruz diyecekler.


Para: O zaman haysiyet divanı savcılık gibi çalışmış olmayacak mı?

Paker: Haklısınız, ama ben bir yol bulamıyorum. TÜSİAD da bulamıyor bir yol. Mesela Murat Demirel üye miydi bilemiyorum. Üye olsaydı ne olacaktı bilemiyorum.


Para: Bu sorun, yeni başkanın başını bayağı ağrıtacak gibi

Paker: Bilemiyorum, yeni başkan ne görev verilirse yapacak...


Para: TÜSİAD`a başkan bulunamıyormuş gibi de bir hava var...

Paker: Yoo, Tuncay Özilhan var. Yönetim Kurulu`na Tuncay gelecek. Yüksek İstişareye Kurulu (YİK) de Muammer Kayhan olabilir. Güler Sabancı istemedi. Ama Güler Sabancı yönetim kurulu başkanlığı için de istememişti. Çünkü üniversiteyle uğraşıyor. Ben bunun çok büyük sorun veya mesele olmadığını düşünüyorum.


Para: TÜSİAD Başkanlığı zor bir iş mi?

Paker: Zor bir iş tabii. Hem kendi işleri var, hem bu full time bir iş. Kendi işlerini büyük ölçüde bırakması lazım.


Para: Biz yine TESEV`e dönelim yeni hangi projeler var sırada...

Paker: Biz sadece Avrupa Birliği`yle ilgili projelerde çalışacağız. Örneğin Avrupa Birliği`ne aday ülkelerin bir araya gelmesine ve birbirlerine fikri destek yapması üzerine bir projemiz var. Yunanistan ile ilgili çalışmamız var. Daha evvel Devlet Reformu ondan önce Siyasi İslam yaptık. Bizim amacımız ses getirme değil. Amacımız bilimsel Türkiye sorunlarına siyasi çözümler üretmeye çalışmak, Siyasi İslam, Devlet Reformu bunlardandı. Şimdi AB ile ilgili çalışmalar böyle. Biz tabii siz gazetecilerin istediği ölçüde konu üretemeyiz, çünkü biz gündemle bağlantılı değiliz


KART HAMİLİ YAKİNİMDİR` DÖNEMİ BİTTİ;


ARTIK devletle ilişkilerden, medyadaki etkinlikten dolayı iş alınamayacak bir dönem geliyor. Kart hamili yakinimdir bitti. Artık bu gün ışığına çıkarıldı.
VERGİ artırılması size daha fazla vergi getirmez. Çünkü ondan sonra kaçaklar başlar. Bir toplum, bir ekonomi verebileceğinden fazla, verme imkanından fazlasını vermez. Onu kanunla artırırım diye sanıyorsanız, yanılıyorsunuz artıramazsınız. Kaçağa yol açarsınız. MİLLİ eğitim ve sağlığa harcanana bakın, milli savunmaya harcanana bakın, hepsinden kat kat fazla. Buna siyasi bir karar verilmesi lazım. Milli savunma harcamaları söylenemez ama, yavaş yavaş söylenecek. Ekonomi bir şeyleri ödeyemiyorsa, onlar konuşulur hale gelir. (PARA)

Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
  • BIST
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • €/$
75.727 Değişim: -0,27% Hacim : 2.345 Mio.TL Son veri saati : 18:10
Düşük 75.585 09.12.2016 Yüksek 76.177
Açılış: 76.116
3,4870 Değişim: 1,27%
Düşük 3,4216 09.12.2016 Yüksek 3,5073
Açılış: 3,44315
3,6829 Değişim: 0,69%
Düşük 3,6367 09.12.2016 Yüksek 3,7008
Açılış: 3,6577
129,88 Değişim: 0,20%
Düşük 128,70 09.12.2016 Yüksek 131,02
Açılış: 129,61
1,0559 Değişim: -0,53%
Düşük 1,0531 09.12.2016 Yüksek 1,0630
Açılış: 1,06157

bigpara

Copyright © 2016 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.