Yaptıklarınız, Yapacaklarınızın Garantisiyse

26.11.2000 - 00:00

Kamu bankalarının özelleştirilmesine yönelik yeniden yapılandırma içerikli yasa kabul edildi. Vadedilen ama yapılmayanları referans alan iktisatçılar, bu özelleştirmeden pek umutlu değil.


Bankalar gündemden düşmek bilmiyor. TMSF’na devredilen bankaların yankıları devam ederken, diğer tarafta dört kamu bankasının özelleştirilmesine yönelik çalışmalara da yeni boyutlar ekleniyor. Bu konuya ilişkin son gelişme söz konusu tasarının TBMM Genel Kurulu’ndan geçerek yasalaşmasıydı. Buna göre hazineye ait Emlak, Halk ve Ziraat Bankaları özerkleştirilerek özelleştirilirken, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aitVakıfbank’ın ise hisse satışıyla özelleştirilmesi karara bağlandı. Ancak Emlak, Halk ve Ziraat Bankaları’nın görev zararları gözönünde bulundurularak, rehabilitasyona olan ihtiyaçları nedeniyle özelleştirilmeye hazırlanmaları için üç yıllık bir süre belirlendi. Hazırlıkların tamamlanamaması ihtimali de göz önünde bulundurularak, Bakanlar Kurulu’na bu süreyi bir kereye mahsus olmak üzere 1,5 yıl uzatma yetkisi de tanındı. Yasadan 4,5 yıl sonra bankaların kesin olarak özelleştirileceği anlamı çıksa da 1980’lerden beri gündemde olan kamu bankalarının özelleştirilmelerinin bu kezgerçekleşeceğine ihtiyatlı yaklaşılıyor. Özellikle de bugüne dek vade biçilen icraatlerin durumundan referans alınarak...


VERİLEN SÖZLER TUTULSAYDI...

Aslında gerek IMF’e verilen niyet mektubunda, gerekse Dünya Bankası’ndan alınacak olan ‘Mali Uyum Kredisi’ nedeniyle kamu bankalarının özelleştirilmeleri şart. Ancak hükümetin ne yardan ne de serden vazgeçmeyen tavrı, iktisatçılardan en iyimser olanlarının bilekonuya şüpheyle yaklaşmaları sonucunu doğuruyor. Örneğin Bilkent Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erinç Yeldan, onlardan biri. “Bu süre zarfında özelleştirilebilir mi konusunda duraksıyorum” diyen Yeldan, bu düşüncesinin nedenini; IMF’e verilen niyet mektubunda bulunan birçok yapısal reformda vaat edilen süre içinde yeterince adım atılmamış olmasına bağlıyor. Özelleştirme konusuna iyi başlanmasına rağmen, istikrarsızlık ve politik çatışmalar nedeniyle aynı sürecin devam ettirilememesine ve iki yıllık süre biçilen tarım reformu için ilk yıl dolmak üzereyken, hala somut bir gelişmenin sağlanamamış olmasına dikkat çeken Yeldan,“Vaat edilen ama yapılmayanları referans olarak aldığınızda, bu özelleştirmelerin de üç yıl içinde gerçekleşeceğine inanmak zor geliyor” diyor. “Hele bir de bukonunun 1980’lerden beri gündemde olduğu düşünülürse...” eklemesiyle.


Benzer düşüncede olan İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Arzu İmren’in de hedeflenen süre zarfında özelleştirmenin gerçekleşmesini inandırıcı bulmama sebebi, siyasilerin geçmiş dönemden kaynaklanan sabıkaları. Aynı üniversiteden Prof. Dr. Esfender Korkmaz’a göre ise üç bankanın özerkleştirilerek özelleştirilmeye çalışılması, özelleştirmenin önündeki en büyük engel. “Ancak hükümetin başka yolu da yok, çünkü 20 milyar dolarlık görev zararının kapatılmadan özelleştirilmesi mümkün değil. Aksi taktirde alıcı bulmak mümkün olmaz. Bu nedenle özerkleştirmeye mecbur. Çünkü içleri boşaltılmış bu bankaların, şu durumuyla özelleştirilme ihtimali olmayınca özerkleştirmek mecburi” değerlendirmesini yapan Korkmaz, hükümetin 1998’de çıkarılan yasa gereği Merkez Bankası’nı kullanamaması sebebiyle mevduat sıkışıklığında bu üç bankaya yönelmesinin bu çıkmazı doğurduğu görüşünde.


Kuşkusuz alınan kararda, özelleştirmenin önündeki en büyük engel gibi görünen görev zararlarına ilişkin bir açıklama da var. ‘Bankaların, hazineden olan birikmiş görev zararı alacakları, yeniden yapılandırma programında belirtilen esas ve süreler içinde itfa (kademeli olarak ödeyerek) olunacak. Çeşitli yasa ve kararnamelerle bankalara verilen görevler, program dönemi sonunda yürürlükten kalkacak. Devlet, yeniden yapılandırma döneminde, bankalara bedelini ödemeden görev veremeyecek’ ifadeleriyle konuya açıklık getirilemeye çalışılsa da Korkmaz,
“Madem görev zararlarını hazine üstleniyor o halde neden özelleştirme hemen yapılmıyor?” sorusunu gündeme getiriyor. Öyle ya özel bankaların, her türlü riskini üstlenen devletin kamu bankalarının da riskini üstlenmesinden doğal ne olabilir ki?
Peki bu dört bankadan özelleştirilmeye en yakını kim sorusuna Vakıfbank cevabında görüş aldığımız bütün akademisyenler hemfikir. Gerekçe ise bu bankanın sahibinin hazine değil, Vakıflar Genel Müdürlüğü olması. kademisyenlere göre özelleştirmesi en zor olacaklar ise Ziraat Bankası ileHalk Bankası. Zaten Devlet Bakanı Recep Önal’ın sırasıyla Emlak, sonra Halkve ardından da Ziraat’ın özelleştirileceği yönündeki açıklaması da bu görüşü teyit eder yönde. Bu arada, kamu bankalarının birtakım görevleri olduğuna ve bu görevleri yerine getirecek başka mekanizmaları belirlemeden, bankaların özelleştirilmesinin çok gerçekçi olmayacağına dikkat çeken Prof. Dr. Erinç Yeldan, önce bu noktanın üzerine gidilmesi gerektiği ifadesinin altını çiziyor.


DEĞERİNİN ALTINDA SATILIR;

Alıcı konusunda da iktisatçılar çok iyimser değil. “Ama bu durum programın güvenirliğine göre değişebilir” diyen Doç. Dr. Arzu İmren’e göre satış konusunda, değerinin daha altında rakamlar gündeme gelebilir. Alıcı olarak yabancı yatırımcının, çok daha sağlıklı olacağı inancını paylaşan İmren, gerekirse hükümetin oy kaybını da göze alarak görev zararı rakamının daha da büyümesine izin verilmeden feda edilmesi gerektiği inancında. Aynı konuda Prof. Dr. Esfender Korkmaz’ın görüşü de İmren’le paralellik gösteriyor. “Bankanın bilançosu eksi gösteriyorsa satış fiyatını da eksi gösterirsin. Yani üstüne para vererek satış yoluna gidersin”. Aslında hükümet istekli olmasa da gerek IMF, gerekse Dünya Bankası’ndan gelen beklentiler sebebiyle dört banka da özelleştirilmek zorunda. 3 yıl sonra ya da ek süre ile birlikte 4,5 yıl sonra. Kamu bankalarını özelleştirilirken de fondaki bankalarda yapılan hatalardan ders alınarak, kısa bir süre önce belirlenen banka sahibi olmayı hak edecek kişilere satılmasına dikkat edileceği inancıyla...


VAKIFBANK NASIL ÖZELLEŞTİRİLECEK?

• Vakıflar Bankası Kanunu’nda değişiklik yapan yasa, Vakıflar Bankası sermayesinin yüzde 20’sini oluşturan ve mülhak vakıflara aitken sermaye artırımlarına katılmadıkları için büyük bölümü Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçen B Grubu hisselerin halka arz edilmesini öngörüyor. B Grubu hisselerin yüzde 0.26’lık bölümü halen Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olmadığı için satılamayacak.

• Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait B Grubu hisseler halka arz suretiyle satılacak.

• B Grubu hisselerin halka arzından sonra olmak koşuluyla Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait A Grubu hisselerin satışı konusunda da Vakıfbank’taki kamu hissesi oranı yüzde 50’nin altına düşene kadar banka genel müdürü başbakan tarafından atanacak.


EMLAK, HALK VE ZİRAAT BANKASI ÖZELLEŞTİRMEYE HAZIRLANIRKEN;

‘Çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmaları ile hisse satışlarına ilişkin düzenlemelerin ve hisselerin tamamına kadarının gerçek ve özel tüzel kişilere satışının gerçekleştirilmesi’ amacıyla TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen yasaya göre;

• Bankalar, çalışmalarında özerk anonim şirketler olup, karlılık ve verimlilik ilkelerine, özerklik ve özel hukuk hükümlerine göre çalışacaklar.

• Bankalar hakkında 4389 sayılı Bankalar Yasası ile bu yasada yer alan hükümler uygulanacak.

• Bankaların çalışma konuları ve amaçları, merkezleri, sermaye miktarları, hisseleri, genel kurulları, yönetim ve denetim organları, hesapları ve karlarının dağılımı ile faaliyetlerine, devir, birleşme, fesih ve tasfiyelerine ilişkin diğer esaslar ana sözleşmelerinde gösterilecek.

• Bankaların yıllık faaliyetleri bağımsız denetim kuruluşlarınca incelenerek rapora bağlanacak ve bu raporlar bankaların genel kurullarında sunulacak.

• KİT’ler hakkında KHK, KİT Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve KİT ile Fonların TBMM’nce Denetlenmesinin Düzenlenmesi, Devlet İhale Yasası, Harcırah Yasası ve Taşıt Yasası’nda yer alan hükümler bu bankalar hakkında uygulanmayacak.

• Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa uyarınca, bankaların etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması amacıyla yeniden yapılandırılmalarına ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek.


ENFLASYONA AYAK UYDURMAYAN YOK OLACAK;

Factoring Derneği Başkanı ve Yapı Kredi Faktoring Genel Müdürü Rengin Ekmekçioğlu, uygulanan ekonomik programın sektördeki şirket sayısını azaltacağını düşünüyor. Ekmekçioğlu, “Enflasyona ayak uyduramayanlar yok olacak” diyor. Enflasyonun düşme trendine girmesi tüm sektörlerin yapılanmalarını gözden geçirmelerine neden oldu. Kolay para kazanma devrinin sona ermesi ile bazı sektörlerdeki şirket sayısının azalmaya başlayacağı düşünülüyor. İşte bu sektörlerden birisi de factoring. Aynı zamanda Factoring Derneği Başkanı olan ve Yapı Kredi Faktoring Genel Müdürü Rengin Ekmekçioğlu, ekonomik program gereği sektördeki şirket sayısının azalacağını belirtiyor. Ekmekçioğlu, enflasyon oranlarının düşmesinin bu koşullara ayak uyduramayan şirketleri olumsuz yönde etkilediğini söylüyor.Yaklaşık 10 yıllık bir geçmişe sahip factoring sektörünün Ekmekçioğlu’na göre, en büyük sorunu hala bir yasasının olmaması. Sektörün KHK ile yönetilmesinin şirketlerin mahkemelerde kendilerinin yeterince savunamamaları sonucunu doğurduğunu söyleyen Ekmekçioğlu’nun başkanlığını yürüttüğü Factoring Derneği, sektörün yasaya kavuşması için çalışmalarını sürdürüyor. Sektörde 114 şirket faaliyet göstermesine karşın, Faktoring Derneği’nin sadece 38 üyesi bulunuyor. Rengin Ekmekçioğlu ile sektörün sorunları ve geleceğini konuştuk...


Trend: Türkiye’deki factoring sektörünün gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rengin Ekmekçioğlu: 1999 yılını 5,3 milyon dolar ciro ile kapattık. Ciro olarak bir büyüme içerisindeyiz. Hem yurt içi hem de yurtdışındaki factoring faaliyetlerinde. Hazinenin verdiği rakamlara göre Türkiye’de 114 tanefactoring şirketikurulu görünmekte. 2000’li yıllarda ise şirket sayısında düşüş görüleceğini tahmin ediyorum.

Trend: Bunun sebebi nedir peki?

Ekmekçioğlu: Sebebi tabiki ekonomik koşullar. Enflasyon oranlarının düşüyor olması. Artık iş yapmak zorlaşacak. Böyle bir ortama ayak uyduramayacak şirketler var.Bankaların BDDK’ya bağlı olmasıyla onların da ortama ayak uyduramadıkları aşikar. Buna uyanlar devam edecek, uyamayanlar yok olacak.

Trend: Faizlerin düşmesi factoring sektörünü nasıl etkiledi?

Ekmekçioğlu: Factoring sektöründe üç ana hizmet ağı bulunuyor. Factoring tek bir alanda hizmet veren bir sektör değil. Bu üç ana unsurdan birincisi alacağın sigorta edilmesi. İkincisi alacağın tahsilatı ve yönetimi. Üçüncüsü de gerekiyorsa bu alacağa karşılık bir finansman sağlanması. Bugüne kadar kurulu şirketlerin büyük bir bölümü factoringi finansman sağlamak olarak gösterdiler. Ve onu hizmet olarak lanse ettiler. Halbuki factoring sadece bu işlemden oluşan bir hizmet değil. Böyle olunca da faizlerin düşmesiyle finansman görevleri zorlaştı. Çünkü kaynak bulmak güçleşti. Eski marjlarla finansman hizmeti vermek çok kolaydı. Diğer hizmetleri vermek için altyapıya ihtiyaç bulunuyor. Eğer siz bu altyapıyı sağlamadıysanız şu andan itibaren bu altyapıyı sağlamak için göstereceğiniz çabalar biraz geç olabilir. Bu bakımdan factoringi tek yönlü olarak gören şirketlerin zorlukları var.

Trend: Factoring sektörünün kendine ait bir yasası yok. KHK’lere göre çalışılıyor.
Factoring şirketlerinin en büyük sıkıntılarından birisi de bu. Derneğiniz özel bir yasa çıkarmak için çalışmalar yapıyor mu?

Ekmekçioğlu: Yasa yok doğru. KHK’ye bağlı olarak çalışıyoruz. 1994 yılının Aralık ayında çıktı bu. Üzerinde bir takım değişiklikler yapıldı. Yasa çıkarılabilir. Bununla ilgili bir çalışma yapılıyor. Bu çalışmayı biz dernek olarak da yapıyoruz. Bu sebeple geçtiğimiz haftalarda bir toplantı yaptık. Bu toplantıya yargı mensuplarını da davet ettik. Buradan çıkan sonuçta factoring sektörünün bir yasaya ihtiyacı olduğu yönündeydi. Çünkü KHK’de eksiklikler var. Basında da bizim factoring şirketleri olarak BDDK’ya bağlanmamız isteniyor. Bütün bunlar 2001 yılında netleşecek.

Trend: BDDK’ya bağlanmanız sektör açısından da olumlu olacak herhalde...

Ekmekçioğlu: Bağlanmaması diye bir savımız yok. Eğer gerekiyorsa bütün mali sektör bir çatı altında toplanmalı. Tabi bunun adı o zaman ‘Mali Sektör Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ olacak. Bu da bir takım normların yerine oturmasını sağlayacak. Bugün biz hazine tarafından denetleniyoruz.

Trend: Fakat hazinenin denetlemeleri konusunda bazı eksiklikleri olduğu söyleniyor. Sizce bu doğru mu?

Ekmekçioğlu: Evet çünkü hazinenin eleman eksikliği var. Mali Sektör Denetleme ve Düzenleme Kurulu’nun daha donanımlı olacağını düşünüyorum. Sektöre bir denetimin gelmesi her açıdan doğru olur.

Trend: Sektörünüzün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ekmekçioğlu: Önümüzdeki yıldan itibaren yurtiçi factoring işlemlerinde daha çok riskin satın alındığı işlemlerin sayısının da artacağını düşünüyorum. Eskiden daha çok yurtdışı işlemlerde yapılıyordu. Önümüzdeki dönemde yurtiçinde de artacağını düşünüyorum. Çünkü müşterilerimizden talep var.

Trend: Dernek olarak, dernek üyelerinizi seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Ekmekçioğlu: Tüzük bize hangi yetkiyi verdiyse biz de ona göre davranıyoruz. Birincisi tabi üye şirketlerin sahiplerinin ve yöneticisinin ticaret konusunda herhangi bir şüphe uyandırmış olmaması gerekiyor. İkincisi derneğimize üye olmak isteyen şirketlerin bilançoları bağımsız bir denetim kuruluşu tarafından denetlenmeli. Üçüncüsü de şirketlerin teknolojik altyapıları sağlanmalı. Factoring sektöründe factoring hizmeti verebilecek yapıda altyapılarının olması gerekiyor. Bunları yerine getiriyorsa aday şirket dernek yönetimi tarafından oy birliği ile bize katılabiliyor.

Trend: Şirketler factoring yaparken nelere dikkat etmeli?

Ekmekçioğlu: Çalıştıkları şirketin dernek üyesi olmalarını tavsiye ederim. Bunun
dışında bu soruya cevap vermek çok zor. Çünkü hem dernek başkanıyım, hem de bir şirketin genel müdürüyüm. Sözleşmelerinin dernek tarafından kabul edilen sözleşmeyle aynı olmasına dikkat etmeliler. Biz bu sözleşme üzerinde en az bir yıl görüştük. Ayrıca biz bu sözleşmeyi zamanın koşullarına göre de düzenledik. Gerekli değişiklikleri yaptık.

Trend: Türkiye’deki şirketlerin factoringe bakış açısı nasıl?

Ekmekçioğlu: Ben 13 yıldan beri bu işin içindeyim. 10 yıl öncesiyle bugün arasında önemli anlayış farkı var. Ama bütün Türkiye’deki KOBİ’ler de factoring işlemleri yaygınlaşmadı. Daha zaman gerekiyor.

Trend: Anadolu’da factoring şirketi kuran vatandaşlar var. Bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ekmekçioğlu: Onların factoring yaptığına inanmıyorum. Factoring sadece finansmanın sağlandığı bir hizmet değil. Bu bakımdan onların adının factoring olmaması gerektiğini düşünüyorum. Onlara ikrazapçı denilebilir.


SEKTÖRDEKİ YERİMİZİ KORUMAK İSTİYORUZ;

Biz factoring sektörü olarak çok rekabetçi bir ortamdayız. Bu sebeple yeni projelerimizden çok bahsetmek istemiyoruz. Tabi bizim projelerimizin tamamı büyümeye yönelik projeler. Gerçi sektörün ciro olarak iki şirketinden bir tanesiyiz. Uluslararası ciro da ise birinciyiz. Ama yeterli değil. Çünkü her zaman en başta olmanız demek bunu böyle devam ettirmeniz anlamına geliyor. Bunun içinde altyapınızı sıkı tutmalısınız. Sektördeki yerimizi korumak istiyoruz. 2000 yılı sonu ciro hedefimiz 500 milyon dolar. Sanıyorum bu hedefi gerçekleştireceğiz. (TREND)

Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
  • BIST
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • €/$
75.128 Değişim: 2,08% Hacim : 3.275 Mio.TL Son veri saati : 17:25
Düşük 73.991 06.12.2016 Yüksek 75.189
Açılış: 73.991
3,4599 Değişim: -1,72%
Düşük 3,4558 06.12.2016 Yüksek 3,5405
Açılış: 3,5204
3,7127 Değişim: -2,03%
Düşük 3,7073 06.12.2016 Yüksek 3,8071
Açılış: 3,7897
130,33 Değişim: -1,57%
Düşük 130,07 06.12.2016 Yüksek 133,34
Açılış: 132,42
1,0728 Değişim: -0,32%
Düşük 1,0723 06.12.2016 Yüksek 1,0785
Açılış: 1,07625

bigpara

Copyright © 2016 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.