Almanya`nın Beklentisi Büyük

08.12.2000 - 00:00

Nice doruğunda şu 4 konuda karar alınması bekleniyor:

1) AB ile üye ülkelerin yetki sınırlandırılmasının gerçekleştirilmesi,
2) Temel Haklar şartnamesinin anlaşmalara yansıtılması ve üstlenilmesi,
3) AB Konseyi, AB Komisyonu ve Parlamentosu arasındaki yatay ilişkinin, yani görev ve yetki dağılımlarının belirlenmesi,
4) Yapılan anlaşmaların yeniden düzenlenmesi ve basitleştirilmesi.


Federal Alman Şansölyesi Gerhard Schröder , Fransa`nın dönem başkanlığında Nice`te başlayan doruk toplantısının ön hazırlıkları için yoğun bir diplomasi trafiği başlatmıştı. Çünkü Nice Doruğu`nda Avrupa Birliği`nin geleceği hakkında önemli kararlar alınacak ve aynı zamanda 14 Şubat 2000`de başlatılan hükümetler arası konferans Nice Doruğu`nda sonuçlanacak. Bilindiği gibi hükümetler arası konferans Avrupa Birliği`nin genişleme öncesinde yapısal ve kurumsal reformdan geçirilmesi için başlatılmıştı.Schröder, 21 Kasım`da Brüksel Başbakanı Verhofstadt `la, daha sonra ardından Komisyon Başkanı Prodi `yle birer görüşme gerçekleştirdi. Bu ikinci görüşmenin ağırlık noktasını, Almanya`nın 2004 yılında Nice Doruğu sonrası perspektifleri ele alan bir hükümetler arası konferans gerçekleştirme önerisi oluşturdu. Daha önce Brüksel`e gitmeden önce Schröder 21 Kasım tarihinde de Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Junker ile Berlin`de bir araya geldi. Bundan önce ise Avusturya Şansölyesi Wolfgang Schüssel ile ve 14 Kasım tarihinde Avrupa Birliği`nin Ortak Dış ve Savunma Politikası`ndan sorumlu Javier Solana ile Berlin`de görüşmüştü. 16 Kasım`da Londra`da Tony Blair ile bir akşam yemeği kapsamında görüşen Schröder, 17 Kasım`da Danimarka Devlet Başkanı Rasmussen ile, 18 Kasım`da Amsterdam`da Hollanda Devlet Başkanı Kok ile ve 24 Kasım`da Hannover`de Fransa Devlet Başkanı Jack Chirac ile bir araya gledi.


TARİHE DAMGA BASAN DORUK;

Avrupa Birliği`nin Nice Doruğu öncesi kulis çalışmaları olarak nitelendirilebilecek olan bu görüşmelerin içeriğini ve Almanya`nın Nice Doruğu`ndan beklentilerini 28 Kasım tarihinde Federal Şansölye Gerhard Schröder`in yaptığı hükümet açıklamasından izlemek mümkün. Almanya Nice Doruğu`nda alınacak olan kararları ulusal çıkarları açısından hayati bir konu olarak görüyor. Nitekim yalnızca Almanya`nın değil tüm AB ülkelerinin ve AB`ye aday ülkelerin kaderini yönlendirebilecek bir niteliğe sahip olan Nice Doruğu, planlanan kararlar çıkarsa AB tarihine damga basacak değişiklikleri de beraberinde getirecek. Fransa`nın AB Konseyi Dönem Başkanlığı esnasında gerçekleştirilen bu Doruk`un en önemli gündem maddeleri ise,

* Avrupa Birliği`nin hükümetler arası konferans kapsamında gerçekleştirmeyi hedeflediği yapısal ve kurumsal reformların karara bağlanması,

* Avrupa Birliği`nin güvenlik ve savunma politikasının gideceği yönün belirlenmesi,

* Avrupa Birliği Anayasası olarak nitelendirilen Temel Haklar Şartı`nın kabul edilmesi.

Bilindiği gibi 13-14 Ekim tarihlerinde Biarritz`te düzenlenen, 15 AB ülkesinin hükümet başkanları ve dışişleri bakanlarının katıldığı enformel Doruk`ta AB ülkeleri, Temel Haklar Şartı`nı kabul etti ve Nice`teki Doruk toplantısında AB`nin anayasal töreniyle kabul edilecek. Almanya bu Doruk toplantısında ayrıca Post-Nice-Perspektifler başlığı altında 2004 yılında bir hükümetler arası konferans başlatılması teklifi getirdi. Almanya bu hükümetler arası konferans kapsamında Nice sonrası döneme ilişkin dört alanda karar alınmasını öneriyor.

1) AB ile üye ülkelerin yetki sınırlandırılmasının gerçekleştirilmesi,

2) Temel Haklar şartnamesinin anlaşmalara yansıtılması ve üstlenilmesi,

3) AB Konseyi, AB Komisyonu ve Parlamentosu arasındaki yatay ilişkinin, yani görev ve yetki dağılımlarının belirlenmesi,

4) Şimdiye kadar gerçekleştirilen anlaşmaların yeniden düzenlenmesi ve basitleştirilmesi.

Schröder 28 Kasım`da yaptığı hükümet açıklamasında ``Birliğin hareket kabiliyetini göze alarak genişlemeye doğru gitmesi kabullenilemez ve bu nedenle de Nice Doruğu`nda Avrupa Birliği`nin verimliliğini, meşruluğunu ve şeffaflığını uzun vadeli garanti altına almak zorundayız`` sözleriyle konuya verdiği önemi gösteriyor.
Almanya, karar alma mekanizmalarının oy birliği prensibinden, kalifiye oyçokluğu prensibine doğru yönlendirilmesi doğrultusunda çaba gösteriyor, ancak bu bağlamda,

a) Oyçokluğu prensibinin mümkün olduğunca geniş alanlarda uygulanması,

b) Özellikle üye ülkelerin parlamentolarının onaylaması gereken kararlarda, yasa hazırlayıcı kararlarda veya bunun yanı sıra savunma politikasını içeren konularda oyçokluğu prensibinde istisnalar sağlanması görüşünü savunuyor.

Almanya`nın nitelikli çoğunluk önerdiği alanlar ise şunlar: Vergilendirme, dış politika, ortak dış ve güvenlik politikası, çevre, iç politika, medeni hukuk ve ceza hukuku alanlarında işbirliği, personel meselelerine ilişkin kararlar.


FRANSA - ALMANYA UZLAŞMAZLIĞI;

Schröder`in oyların nüfusa göre dağılması yönündeki beyanları Fransa`nın tepkisini topladı. Schröder`in hükümet açıklamasının ardından Madrid`de Nice öncesi görüşmelerde bulunan Chirac bir açıklama yaparak, Almanya`nın Konsey`de Fransa`dan daha fazla oy sahibi olma doğrultusunda bir talebi olduğuna inanmanın yanlış anlama olacağını belirtti ve diplomatik bir dille Almanya ile Fransa`nın kendi aralarında kimi dengesiz dağılımlara rağmen AB`nin bütünleşmesi doğrultusunda eşit bir şekilde çalıştıklarını belirtti, Dengesiz dağılıma örnek olarak ise ``Almanya nüfus açısından büyük ise Fransa da nükleer güçtür`` dedi. Fransız Avrupa Bakanı Pierre Moscovici Fransa`nın Almanya ile aynı sayıda oy talep etmeye devam edeceğini ve bunun meşru olduğunu savundu. Almanya, Konsey`deki oy dağılımı konusunun yanı sıra yine AB kararlarının temsili ve dolayısıyla meşru olması gerektiği argümanıyla Avrupa Birliği Parlamentosu`nun da nüfus çokluğu prensibine göre dağılımını ve aynı zamanda üye sayısının sınırlandırılması gerektiği görüşünü savunuyor.


AB BİR BÜTÜN OLMAKTAN ÇIKIYOR MU?

Almanya`nın önem verdiği diğer bir nokta, bazı AB ülkelerinin kimi alanlarda işbirliğinin tüm üyelerin katılımı olmaksızın gerçekleştirilebilmesi doğrultusunda. Almanya özellikle kimi ülkelerin işbirliği ve entegrasyonda derinleşme doğrultusunda hızlı ilerleme hedeflerinin bu hedefleri taşımayan veya bu hedeflere ayak uyduramayan üye ülkeler tarafından engellenmesine karşı çıkıyor. Schröder burada asgari üye sayısı olarak 8 üye öneriyor.


NİCE DORUĞU KARARLARI VE TÜRKİYE;

Tüm bu tartışmalar, Nice Doruğu`nun zorlu bir Doruk olacağının, özellikle AB kurumlarında güç dengeleri konusunda yoğun pazarlıklar yaşanacağının işaretlerini veriyor. Gerek Almanya`nın, gerekse Fransa`nın önerdiği yöntemin uygulanması durumunda Türkiye`nin nüfusuyla ve üyelik döneminde sahip olacağı nüfusuyla eğer tam üye olarak kabul edilirse geleceğin Avrupası`nda siyasi bir ağırlık taşıyacağı kaçınılmaz bir sonuç olarak ortada duruyor. Bu bağlamda Türkiye`nin Avrupa yolundaki geleceği için şu an cevaplanamayan şu sorular ortaya çıkıyor.

a) AB, Türkiye`yi diğer 12 aday ülkeden önce üyeliğe alabilir mi?

b) Üye olursa AB içinde ikinci büyük nüfusa sahip olacak olan Türkiye acaba herhangi bir zaman üyeliğe alınacak mıdır? Evet ise,

c) AB Türkiye`yi üyeliğe almadan önce şimdi olduğu gibi bir hükümetler arası konferans kapsamında kurumsal ve yapısal bir reform mu gerçekleştirecektir?

d) AB`de Nice Doruğu`ndan sonra çok vitesli gelişmeye doğru karar çıkarsa Türkiye`nin ve AB`nin gidişatı ve bu gidişat doğrultusundaki opsiyonları neler olacaktır? (CUMHURİYET)


Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
KAPANIŞLAR (BIST)
BUGÜN 1000 TL NE OLDU?
1.012 TL        
BORSA
1.004 TL        
DOLAR
1.005 TL        
EURO
1.009 TL        
ALTIN
 

bigpara

Copyright © 2016 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.