İnsan hakları 34 yıldır TBMM’yi bekliyor

18.12.2000 - 00:00

İnsan hakları beyannamesini tamamlayan iki sözleşmeyi imzalamaya 34 yıl sonra ağustosta karar veren Türkiye, insan hakları ihlalinde 4., mahkumiyette ise 2. sırada yer almasına karşın, sözleşmeleri TBMM’de görüşmek için hiç acele etmiyor.

Aralık yeni bir yıla girme telaşıyla nasıl geçip gittiğini anlayamadığımız bir ay olmuştur hep. Ümitler, büyük beklentiler ve dileklerle girilen yeni yıla, eski yıldan herhangi bir olumsuzluk taşımayalım telaşıyla geçen 11 ayın dökümünün sığdırılmaya çalışıldığı bir ay olması yetmezmiş gibi, yeni yılı yeni kimliğimizle karşılamak üzere değişim çalışmalarımızı da sığdırmaya çalıştığımız bir süreçtir bu.

BM tarafından hazırlanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de işte tam böyle bir zaman diliminde doğmuş. 1948 yılının aralık ayında. Hürlük, eşitlik, hak, adalet kavramlarının yüceltildiği, ırk, renk, cins, dil ve din ayrımına karşı duran tam 30 muhteşem madde. Daha da muhteşemi bu hakları doğum yılında tam 46 ülkenin imzalamış olması. Subjektif bir yaklaşımla Türkiye açısından en muhteşemi ise bu ülkeler arasında bizim de yer almamız.

34 YIL SONRA GELEN İMZA

Her şey çok güzel, o dönemde böylesi bir konuya duyarlı olan Türkiye, kim bilir günümüze dek ne kadar gelişim göstermiştir diye düşünmeden edemiyor insan. Kuşkusuz göstermişizdir de. İnsan hakları konusunda bu denli yoğun ithamlara maruz kalıyor, dışarıdaki her platformda, öncelikli olarak bu sorunla muhatap oluyoruz. Acaba İnsan Hakları Beyannamesi’ni hazırlayan ve ilk imzalayan ülkelerden biri olmamıza rağmen, bu beyannamenin tamamlayıcı niteliğinde olan ve 1966 tarihini taşıyan Uluslararası Ekonomik, Kültürel ve Sosyal Haklar ile Uluslararası Siyasi ve Medeni Haklar Anlaşmaları’na tam 34 yıl boyunca imza atmamamızın bir katkısı olabilir mi?

Kuşkusuz var. Zira beyanname ile bu iki anlaşma bir bütünlük içinde, insanca yaşama hakkının sınırlarını çiziyor. Ancak başlangıç adımını atan Türkiye, diğer sınırları çizmemekte direniyordu, ta ki 15 Ağustos 2000’e dek. Nihayet o gün, günümüze dek 139 ülkenin imzaladığı anlaşmayı zamanın Büyükelçisi Volkan Vural’ın New York’da imzalamasıyla Türkiye’de tanımış oldu. 34 yıl sonra atılan bu imza elbette olumlu bir gelişmeydi ama ne yazık ki bu kadarı da yeterli değildi. Zira bilindiği üzere uluslararası anlaşmaların, TBMM’nce imzalanmadıktan sonra hiçbir hükmü yok. Şimdilik bekleniyor...

“Bu sözleşmelere taraf olmamış, pek az sayıdaki ülke arasında bulunmamız sebebiyle sadece batı dünyasında değil, tüm uluslararası camiada yadırganıyor, ülkemizin insan hakları alanında gerçekleştirdiği önemli atılımların gölgelenmesine ve niyetlerinin sorgulanmasına neden oluyordu” değerlendirmesini yapan Dışişleri Bakanlığı Enformasyon DairesiBaşkanlığı Başkan Vekili Fazlı Çorman’dan bu anlaşmaların içeriği hakkında bilgi aldık.

Çorman’dan edindiğimiz bilgiye göre ancak TBMM’nin onayından sonra yürürlüğe girecek sözleşmelere konulacak çekinceler ve yapılacak beyanlar açısından herhangi bir sınırlama olmadığı gibi bu husus bütünüyle taraf olan ülkelerin seçimine bırakılmış durumda. Pek çok taraf ülkede olduğu gibi.

DEVLETİ KORUYAN MADDELERİ DE VAR

Konuya ilişkin olarak Çorman, sözleşmelerin dördüncü maddelerine dikkat çekiyor. Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin ilgili maddesinde‘Taraf devletler, ulusun varlığını tehdit eden ve varlığı resmen ilan edilmiş olan toplumsal bir tehlikenin ortaya çıkması durumunda, durumun gerektirdiği ölçüde olmak üzere sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı tedbirler alabilirler. Bu durumda taraf devletler, hangi hükümleri uygulamaktan kaçındıklarını ve bu davranışta bulunmalarına yol açan nedenleri, BM Genel Sekreteri aracılığıyla diğer taraf devletlere bildirmek ve sözleşme hükümlerine aykırılığın sona erdiği tarih konusunda da yine aynı kanal aracılığıyla bir bildirim yapmakla yükümlü’ beyanı yer alıyor. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nde de ‘Taraf devletler, sözleşmeye uygun olarak devletin sağladığı haklardan yararlanılmasında, devletin bu hakları ancak kanunun belirlediği ölçüde sınırlayabileceğini ve bu sınırlamayı da ancak bu hakların niteliği ile bağdaştığı ölçüde ve yalnızca demokratik bir toplumda genel refahın artırılması amacıyla yapabileceğini kabul etmişlerdir” maddesine yer verilmiş.

Şimdi sözleşmeler ortada, uygulayan tarafın korunmasına ilişkin maddeler ortada, sözleşmelerin Türkiye’de TBMM’de bekletildiği ortada. Ancak ‘herşey ortada’ demeden önce bir de bekleten ülkenin insan haklarındaki durumunu ortaya koymak gerekli.

İnsan Hakları Mahkemesi’nin verilerine göre 2000 yılının ilk dokuz ayında Rusya’nın 953 şikayet başvurusu ile ilk sırada, Fransa’nın 703 başvuru ile ikinci, İtalya’nın 533 başvuru ile üçüncü, Türkiye’nin ise 497 başvuruyla dördüncü sırada yer aldığı görülüyor. En fazla mahkum olanlar sırasında ise Türkiye’nin performansı çok daha başarılı! 44 davayla birinci olan İtalya’nın ardından, 18 davayla ikinci olmak gibi mesela... Bunun yanına bir de insan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen’in “Türkiye’de insan haklarının sağlıklı bir zemine oturtulması, bu açıdan ciddi bir hukuk reformunu da gerekli kılmaktadır. Burada da görev öncelikle TBMM’’e düşmektedir” açıklamasını ekleyin.
Tüm bu okuduklarınızdan sonra bir maddelere bakın, bir de insan hakları ihlalinde dünyadaki Türkiye’ye, ardından da sözleşmelerin TBMM’de nekadar bekletilmesi gerektiğine bırakın vicdanınız karar versin!

Dile kolay tam 34 yıl...

Onaylanmayı bekleyen Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nde
• Madde 6: Yaşama hakkı
• Madde 7:İşkenceye ve diğer zalimane, gayrı insani veya küçültücü muamele ve cezaya karşı korunma
• Madde 8: Kölelik ve esir ticareti ile zorla çalıştırmanın yasaklanması
• Madde 9: Keyfi gözaltı ve tutuklamadan korunma
• Madde 10: Hürriyeti kısıtlanan kimselere insanca muamele
• Madde 11: Sadece akdi taahhütlerin yerine getirilmemiş olmasından dolayı hiç kimsenin hapis edilmemesi
• Madde 12: Seyahat ve ikamet yerini seçme hürriyeti
• Madde 13: Yabancıların ancak yasalara uygun olarak varılmış bir karar uyarınca sınır dışı edilebilmeleri
• Madde 14: Mahkemeler önünde eşitlik ve adil yargılanma hakkı
• Madde 15: Hiç kimsenin, işlendiği anda ulusal ya da uluslararası hukuk bakımından suç sayılmayan bir fiil ya da ihmal yüzünden suçlu sayılamaması
• Madde 18: Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü
• Madde 19: İfade özgürlüğü
• Madde 20: Savaş propagandasının yasaklanması
• Madde 21: Barışçı toplanma özgürlüğü
• Madde 22: Dernek ve sendika kurma özgürlüğü
• Madde 25: Vatandaşların yönetime katılma hakkı
• Madde 26: Kanun önünde eşitlik ve kanun tarafından eşit korunma hakkı
• Madde 27: Etnik, dinsel ya da dile dayalı azınlıklara mensup olan kişilerin, azınlık grubuyla birlikte kendi kültürlerinden yararlanma, kendi dinlerine göre ibadet etme ve bu dini öğretme, kendi dillerini kullanma hakkından yoksun bırakılmamaları gibi önemli maddeler göze çarparken, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nde ise

• Madde 6: Çalışma hakkı
• Madde 7: Adil ve müsait çalışma şartlarından yararlanma hakkı
• Madde 8: Sendika kurma ve katılma hakkı
• Madde 9: Sosyal güvenlik ve sosyal sigorta hakkı
• Madde 10: Aile, anneler, çocuklar ve gençlere en geniş koruma ve yardım sağlanması hakkı
• Madde 11: Yeterli yaşam düzeyi hakkı
• Madde 12: Fiziki ve zihni sağlık açısından gerekli olan en yüksek standarttan yararlanma hakkı
• Madde 13: Eğitim hakkı
• Madde 15: Kültürel hayata katılma hakkı gibi önemli haklar bulunuyor. (E.P.TREND)
Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
KAPANIŞLAR (BIST)
BUGÜN 1000 TL NE OLDU?
1.008 TL        
BORSA
1.001 TL        
DOLAR
1.001 TL        
EURO
1.003 TL        
ALTIN
 

bigpara

Copyright © 2016 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.