Ticaretin AB rotası

18.12.2000 - 00:00

AB’ye katılmayı bekleyemeyenler için AB ülkeleriyle ticaretin yollarını araştırdık.
İhracat kalemleri, şansı olabilecek ürünler, teşvikler, kredi bağlantıları, yatırım
imkanları. Hemde ülkenin nabzını tutan en yetkili kişilerin ağzından...

AB sürecinde yıllar geçiyor ama biz hala tam üye olmayı başaramadık. Yapmamız gerektiği söylenen o kadar çok şey ve yapmamak için direnen o kadar çok karşı görüş varken, Kopenhag Kriterleri’nden sonra da alacağımız yol bir hayli... Gerçi AB’nin genişleme sürecine olumlu yaklaştığı yolunda sinyaller görülse de Türkiye’ye bu sinyallerin ne zaman yeşile dönüşeceği sorusu akılları en çok meşgul edenler arasında zirvedeki yerini kimselere bırakmıyor.

Şimdiye dek üye sayısını 15’e çıkaran birlik, yeni üyelerinin seçiminde bir hayli titiz davranıyor. AB’nin nasıl doğduğunu hatırlamakta güçlük çekenlere yardımcı olmak amacıyla biraz yakın tarihe uzanmak gerekirse, aynı amacı paylaşan ve aynı değerlere inanan altı Avrupa ülkesinin –Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, Lüksemburg- kurduğu ve dörtgenişleme süreci sonunda Danimarka, İngiltere, İrlanda, İspanya, Portekiz, Yunanistan, Avusturya, Finlandiya ve İsveç’in de katılmasıyla 1995’de toplam 15 ülkeye ulaşan gümrük birliğine Avrupa Topluluğu adı veriliyor.

Avrupa Topluluğu’nun son aşaması Maastrich Antlaşması ile ekonomik bütünleşmenin devamı olarak Avrupa Para Birliği’nin kurulması, federal yapının güçlendirilmesi, ortak dış siyaset, ortak güvenlik politikası uygulaması ve iç işleri ile adalet işlerinde işbirliği sonucu varılan siyasal birlik ise Avrupa Birliği olarak tanımlıyorlar.

Biraz daha detay diyenler için gerilere uzandığımızda ise üye Avrupalı ülkelerin önce ekonomik, sonrasında siyasal birlik için bütünleşmesini sağlamak, böylece ortaya çıkacak ortak pazarın yaratacağı canlılıktan yararlanarak, Avrupa’ya eski gücünü kazandırmak, ülke halklarının hayat seviyesinin yükseltilmesi hedefleniyordu. Bütün bu isteklerin İkinci Dünya Savaşı’nda ruh bulduğunu belirtirsek, sanırım isteklerin nedeni çok daha kolay anlaşılacak. İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminin sonra çeşitli aşamalar geçirerek 1957’de yukarıda adı geçen altı kurucu üye tarafından oluşturulan topluluk, şu andaki sayısına tam dört genişleme sürecinden sonra vardı. Birincisi 1973’deydi ve yeni üyelerin isimleri Danimarka, İngiltere, İrlanda idi. Sonraki genişleme 1981’de gerçekleşti ve bu kez katılan Yunanistan idi. 1986’ya gelindiğinde ise İspanya ve Portekiz’in katılımıyla üçüncü dönem konuklarına sıra geldi. Son genişleme sürecinde ise aktörler Avusturya, Finlandiya ve İsveç’ten oluşuyor, tarih 1995’i gösteriyordu.

Şimdi yine bir genişleme süreci gündemde ve adaylara üye olmanın şartlarına uyum sağlayabilecekleri bir süreç tanınıyor. Sınırlı bir zaman diliminden bahsedilmiyor burada. AB standartlarının üyeliğe kabul edilen bir süreçten bahsediyoruz.

Elbette üye olmamızın ardından ticari ilişkilerimiz çok daha kolay olacak ama siz üyeliğin kesinleşme sürecinin belirsizliğine tahammül edemeyen girişimcilerden ve ‘Türkiye AB’ye tam üye olduğunda ben zaten pazarın tanıdığı bir isim olacağım’ diyenlerdenseniz, yolunuzun çok daha çetin olacağının farkındasınızdır. Ama madem bu yola çıktınız, kendinize ve işinize güveniniz tam olduğu da şüphe götürmez. O halde bize, bu 15 ülke arasında hangilerine odaklanacağınıza yardım etmekten başka bir rol düşmüyor gibi görünüyor. Lüksemburg dışındaki tam 14 AB üyesi ülke, neyi nasıl ihraç eder, yatırım yapmayı düşünenleri, teşviklerden ikamet iznine kadar neler bekler, hatta ticari bağlantılarınızda nelere dikkat edildiğinden, halihazırdaki ticaret kalemlerine hangi sektörleri daha ekleme şansımız olabilir sorularının yanıtları. Hem de ülkenin nabzını tutan en yetkili kişilerin ağzından; ülkelerin iş konsey başkanları, ticari ataşeleri, büyükelçiliklerin dış ticaret müşavirleri... Siz sadece hangi ülkeye rotanızı kıracağınıza karar verin!

PORTEKİZ

İş alanları:İmalat, ticaret, menkul değerler, taşımacılık, finansal aktiviteler ve hizmet sektörleri.

Bilinmesi gerekenler: Kasım 2000 tarihinde Lizbon’da yapılan bir seminerde, Portekiz işaleminin ülkemizle olan münasebetlerinin geliştirilmesine çok istekli olduklarını gözlemleyen DEİK Türk-Portekiz İş Konseyi Başkanı Aslan Önel, Portekiz’de metal, döküm ve bilhassa plastik kalıp sanayinin çok gelişmiş olduğuna dikkat çekerek “Otomotiv, elektronik, komünikasyon, elektrikli ev aletleri, beyaz eşya, inşaat ve ambalaj konularında Avrupa’nın önde gelen üreticilerine kalıp yapan Portekiz ile Türk sanayicilerinin çok iyi işbirliği yapma imkanları mevcuttur” değerlendirmesini yapıyor. Portekizli kalıp üreticileri ve oto yan sanayisiyle ilgili firmalarla bağlantı kurmak isteyen Türk Sanayicileri’nin gerekli tüm adres ve tanıtım bilgilerini Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK)’nden edinebileceğini de kaydeden Önel, yanda göreceğiniz yabancı yatırım tablosunu, Portekiz’in yabancı sermaye için her geçen yıl çekiciliğini arttırdığını gösteren bir kanıt olarak sunuyor.

Avantajlar/dezavantajlar: Portekiz’de kullanıma hazır sanayi alanlarına ulaşım kolaylığının yanı sıra, yetenekli ve esnek çalışma gücüne erişebilirlik, Batı Avrupa’daki daha ucuza işletmecilik ve alışılmış, profesyonel eğitim imkanlarının altını çizen Önel, ülkedeki parasal ve finansal teşvikleredeğinilmesi gerektiğini ifade ederek “Parasal teşvikler arasında örneğin kurumlar vergisinden yüzde 20 oranında indirimi, mülk vergisindeki muafiyeti ve yerel sanayi vergisi istisnasını sayabilirim. Finansal teşvik olarak ise üretim amaçlı yatırımlarda, maliyetlerin yüzde 30-60’ına varan oranlarda faizsiz kredi imkanı sunuluyor. Üstelik eğitim, araştırma ve geliştirme gibi diğer yatırımlar için bu oran, toplam maliyetin yüzde 70’ine dek çıkabiliyor” diyor.

Konsey Başkanı Aslan Önel, Portekiz ile ilgilenenlerin daha detaylı bilgi alabileceği bir kuruluş telefonu vermenin de yararlı olacağı inancında.
İlgili kuruluş: Icep (www.Icep.pt)
Tel: 00 351 21 790 95 00
Faks: 00 351 21 352 57 89

İSVEÇ

İş alanları: Beyaz eşya, elektronik, dekorasyon ürünleri, inşaat, seramik ürünleri, ileri teknoloji ve otomotiv yan sanayi.

Bilinmesi gerekenler: İsveç’in sınırlı nüfusuna rağmen, alım gücü yüksek bireylerden oluştuğunu, dolayısıyla son kullanıcıya yönelik her türlü ürün ve hizmet için geniş olanaklar sunduğunu belirten İsveç Ticaret Merkezi Ticaret Ataşesi Ayşen Savcı, bu sektörlere örnek olarak her türlü beyaz eşya, TV, video ve PC gibi elektronik eşya ile dekorasyon ürünlerinin, geniş pazar bulabileceği kanısında. Ayrıca son yıllarda büyüme trendine giren inşaat sektörünün de Türk firmaları için cezbedici bir yatırım olacağına inanan Savcı, “Türkiye’den İsveç’e seramik ürün ihracatı halihazırda son derece kısıtlı. Oysa bu konudaki pazarın çok büyük olduğunu düşünüyorum. Türk ürünleri, İtalyan, İspanyol ve Portekiz ürünleri ile rahatlıkla yarışabilecek kalite ve fiyatta. Dolayısıyla bu konuda atılacak adımların sonuç verme ihtimali son derece yüksek” şeklinde konuşuyor.

Bu arada tekstil sektörü için de İsveç’in büyük bir pazar özelliği taşıdığına değinmeden geçemeyen Savcı, Türk tekstil üreticilerinin, bu konuda son derece aktif olarak çalışmalarını sürdürdüğünü de vurguluyor. İsveç’e açılmayı düşünenler arasında Savcı’nın şanslı olacağına inandığı bir başka alan da yan sanayi sektörü. Özellikle de ileri teknoloji üreticileri ile otomotiv sanayine yönelik olanları...

İsveç’te yatırım yapmayı düşünen kişi ve kuruluşlar, bu konuda merak ettikleri tüm bilgileri Invest in Sweden Agency (ISA) (www.isa.se) adresinden bulabilirler.

BELÇİKA

İş alanları: Otomotiv yan sanayi, inşaat ile her türlü mal ve hizmet sektörü
Bilinmesi gerekenler: Belçika’nın AB kurucusu ve üyesi tamamen liberal bir ülke olduğuna dikkat çeken DEİK Türk-Belçika İş Konseyi Başkanı Dr. Üzeyir Garih, Belçika’da iş kurmak isteyen Türk girişimcilerin herhangi bir problemle karşılaşmayacağını vurguluyor. Yıllık 100 milyar doları aşan ihracat ve bir o kadar da ithalat yapan Belçika’da otomotiv endüstrisinin güçlü olduğunu, Avrupa arabalarının onda birinin montajının, Belçika’da yapıldığının altını çizen Garih, bu nedenle Belçika’da otomotiv parça ithalatının ticarette önemli bir pay sahibi olduğunu vurguluyor. “Belçika’nın AB merkezi olması sebebiyle, inşaat faaliyeti yüksek. Ayrıca Belçika her türlü mal ve hizmetin ticari aracısı ve katma değerli re export ülkesi. Üstelik hizmet sektörü de çok güçlü ve küçük/orta ölçekli sanayi çok gelişmiş ” diyerek ülkenin özelliklerine değinen Garih, yabancı sermayenin, Belçika iş hayatının ana unsuru olduğunu belirtiyor.

Avantajlar/dezavantajlar: Garih’e göre Belçika otoriteleri, öngörülen teşebbüsün, müteşebbis kadar, Belçika Devleti’ne de dengeli bir avantaj sağladığı hususunda ikna edilebildikleri taktirde her tür kolaylığı gösteriyor.

FİNLANDİYA

İş alanları: Gıda, tekstil, ambalaj, mobilya, mermer, otomobil yedek parçaları, kimya, ilaç, beyaz eşya, maden, TV seti, video, seramik ve aydınlatma gereçleri. Alım gücü yüksek bir tüketici toplumu olduğu için başka malların ihracı da mümkün. Bu arada ülkeyi risk sermayesi ile iş yapmak isteyen genç girişimciler için iyi bir laboratuvar olarak tanımlamak da mümkün. Hatta genç girişimcilerin, Finli genç girişimcilerle işbirliği kurarak ve ortaklıklara girerek bu ülkeden AB ülkelerine ihracat yapabilme imkanı da var. Çünkü Fin mallarının, standartları AB’nden çok daha yüksek. Dolayısıyla kalite açısından, gelişmiş ülkelere girmek daha kolay.

Bilinmesi gerekenler: DEİK Türk-Finlandiya İş Konseyi Başkanı Yılmaz Çakır, 1996 yılı başından itibaren AB’ye tam üye olan Finlandiya’da üretilen tüketim mallarının rekabete açılmasıyla, başta gıda maddeleri olmak üzere bazı mallarda önemli fiyat düşüşlerinin yaşandığına dikkat çekiyor. Çakır, Fin karakterinin ülkede çok sayıda yabancı uyruklu kişilerin yerleşmesine ve çalışmasına olumlu yaklaşmadığını, bunun yerine otomasyon teknolojilerini sonuna kadar zorlayarak, en az sayıda çalışan ile en yüksek verim almayı yeğlediğini vurguluyor.“Nitekim son beş yılda ülke, verimliliği artırmak için müthiş bir efor harcamış ve AB içinde bu alanda bir numaraya yükselmiştir” tesbitini dile getiren Çakır, Finlandiya’nın büyük istihdam yaratmayan yabancı sermaye yatırımlarına sempati ile yaklaştığını vurguluyor. Çakır,“Yönetici düzeyindeki yabancılar için çalışma izni ve ikamet almak kolay olmamakla birlikte mümkün. Buna karşın ‘Kurduğum fabrikaya 250 Türk işçisi getireceğim’ denilirse, buna izin almak kolay değil! Nüfusu beş milyon olan ülke için 250 işçi, önemli bir rakam” değerlendirmesini yapıyor.

Avantajlar/dezavantajlar: Finlandiya’da iş kurmanın en önemli avantajının; bu ülkenin mallarının, kalite açısından dünyanın her yerinde alıcı bulan bir imaja sahip olması ve bu sayede yapılan üretimin büyük bölümünün, ihraç edilmesi olduğuna değinen Çakır, ikinci büyük avantajı da şöyle açıklıyor: “Finlandiya’da yatırımlar ve işletme sermayesi için çok ucuz kaynaklar, bol miktarda var. Ayrıca AB’nin bu ülkedeki yatırımlar ve araştırma&geliştirme projeleri için ayırdığı kaynaklar ve hibe fonlar söz konusu”.

Diğer avantajlara gelince; bol ve ucuz kredi kaynakları, stabil ve dinamik bir pazar, yüksek kalite standartları, yüksek verimlilik, mükemmel altyapı olanakları, güvenilir teşvik mekanizması, AB üyeliğinin olanakları, girişimci yapı, high-tech ülkesi, Turkcell-Sonera arasındaki başarılı işbirliği, sosyal güvenceler, ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetleri.

Tabi avantaj konusunda bu denli bonkör olan ülkenin birazcık dezavantajları da olmalı diye düşünüyoruz doğal olarak; tüm zengin ülkeler gibi pahalı bir ülke, işçi ücretleri yüksek, yabancı işçi çalıştırmak zor ve uzun süreli ikamet alma güçlükleri var.

DANİMARKA

İş alanları: T.C. Kopenhag Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği Üçüncü Katibi Tanju Bilgiç, şu anda ihracat bağlantımız olan ve artış gösterme eğilimi içinde bulunan alanlar arasında; örme giyim, dokuma giyim, ev tekstili ve diğer tekstil ürünleri, renkli TV, işlenmiş bağırsaklar, yaş kuru meyve/sebze ve gıda ürünleri, taşıt lastikleri, karo ve fayans, mobilya ile deri giyim ve eşya, buzdolabı, işlenmiş granit, çeşitli boratlar, pamuk ipliği ve oto yedek parçalarının bulunduğunu belirtiyor. Demir-çelik, çubuk ve borular ihracat artışının ise Danimarka’daki mesken yapım politikası ile yatırım programına bağlı olduğu belirtiliyor. DEİK Türk-Danimarka İş Konseyi Başkanı Ömer Perçinel ise kaliteli ve hatasız mal üretebilen ihracatçıların, gıda ürünleri hariç diğer her alanda şanslı olacağı inancını taşıyor.

Bu arada ihracat şansı taşıyan ürün gruplarına da dikkat çeken Bilgiç, bu ürünleri ‘Canlı hayvanlar, et ve et ürünleri, yemler, sentetik kauçuk, kağıt döküntüleri, madenler, mineraller, elektrik, gazlar, hayvansal yağlar, işlenmiş diğer bitkisel yağlar, mumlar, suni gübre, madeni para ve işlenmemiş altın’ olarak sıralıyor.

Bilinmesi gerekenler: Danimarka’nın dış ticaretteki özellikleri, İskandinav pazarının –oranı azalsa da- giriş kapısı olması, reeksport ve swich nedeniyle hemen her ürünün, hem ihracatçısı, hem de ithalatçısı olarak görünüyor. Türkiye-Danimarka dış ticaret istatistikleri incelendiğinde ise her iki ülkenin de diğeri için çok önemli bir ticaret ortağı konumunda olmadığının görüldüğünü ifade eden Bilgiç, iki ülke arasındaki ticaretin, potansiyel mevcut olmasına rağmen istenilen düzeyde bulunmamasının başlıca sebebinin, yeterince ticari yönden tarafların birbirini tanımamasından kaynaklandığını vurguluyor.

Avantajlar/dezavantajlar: Bilgiç, çevre konularına önem veren ve gıdada hijyene çok dikkat eden Danimarka’da, kendi basının, ülkemiz aleyhindeki, özellikle insan hakları konusundaki yayınlarının dış ticareti bir nebze olumsuz etkilediği görüşüne dikkat çekiyor. Perçinel de nüfusu dolayısıyla pazarın küçüklüğünün dezavantaj olduğu görüşünü aktarıyor ve hemen akabinde ekliyor. “Danimarka pazarını, İsveç ve Norveç ile bir bütün olarak düşünmekte fayda olur kanısındayım”.

Türkiye-Danimarka ile ilgili daha ayrıntılı bilgi ve istatistikler, müşavirliğin www.turkembassy.dk web sayfası adresinden temin edilebiliyor.

ALMANYA

İş alanları: Türk-Alman ilişkileri özellikle 1980 yılından sonra Alman yatırımcıların Türkiye’ye büyük ölçüde ilgi göstermesiyle arttı. 1980’lerde ülkemizde faaliyet gösteren Alman firma sayısı sadece 24 iken bu rakam 1999 yılı Eylül ayı sonu itibariyle 853’e yükseldi. Söz konusu firmaların, toplam sermayesinin, Türkiye’deki mevcut yabancı sermaye içindeki payı %14.54. Son yıllarda büyük Alman firmalarının yanısıra, orta ölçekli işletmelerin de ülkemizde yatırım yapmaya başladığını belirten yetkililer, Alman yatırımlarının imalat sanayisinde; otomotiv ve yan sanayi, elektrikli aletler, metal, lastik, kimyasallar ve gıda; hizmet sektöründe ise haberleşme, finans, ticaret, inşaat-taahhüt ve turizm alanlarında yoğunlaştığını ifade ediyor.

Bilinmesi gerekenler: Genel ihracatımız ve ithalatımız açısından birinci sırada yer alan Almanya ile dış ticaret dengesinin, 1993-1998 döneminde 1994 yılı hariç Almanya lehine olduğunu ve özellikle 1996 yılından itibaren GB ile birlikte dış ticaret açığımızın giderek önemli ölçüde arttığı görülüyor. Bunu rakamsal bazda ifade etmek gerektiğinde; 1996 yılında Almanya’nın toplam ithalatı içinde Türkiye’nin payı %1.22 iken, aynı yıl ihracatının %1.45’i Türkiye’ye yönelik. 1997 yılında Almanya’nın toplam ithalatının %1.31’i Türkiye kaynaklı olup, ihracatın %1.55’i Türkiye’ye yapılmış. 1998 yılında Almanya’ya ihracatımızda %3.7 artış, ithalatımızda ise %8.9 düşüş kaydedilmiş. 1999 yılının ilk 9 aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine oranla ithalatta %25, ihracatta ise%5 azalma olduğu görülüyor.

Yetkililere göre ithalattaki gerileme, büyük ölçüde Almanya’dan ithalatımızın yatırım mallarına yoğunlaşmasından kaynaklanıyor. Rakamlar toplam olarak değerlendirildiğinde ise Almanya’nın ihracatımızda payının, %20, ithalatımızdaki payının ise%15 civarında olduğunu görmek mümkün.

İNGİLTERE
İş alanları: Türkiye-İngiltere arasında başta enerji, ulaştırma, su arıtma ve dağıtım sistemleri, boru hatları, atık işleme olmak üzere altyapı ve çevre projelerinde işbirliği olanakları bulunuyor. Haberleşme, gıda işleme, ambalaj, elektronik aletler, savunma sanayi, otomotiv yan sanayi, tıbbi ekipmanlar, finansal hizmetler ve turizm alanları da işbirliği vadeden alanlar arasında yer alıyor. Ayrıca, başta Orta Asya ve Kafkaslar olmak üzere bölge ülkelerine yönelik ortak girişimler oluşturulması da planlar arasında.

Bilinmesi gerekenler: Son yıllarda düzenli şekilde artış kaydeden iki ülke arasındaki ticaret hacmi, GB’nin yürürlüğe girmesinin ardından daha da hız kazandı veİngiltere’nin Orta Doğu bölgesinde birinci ve dünya genelinde de 19’uncu ihracat pazarı haline geldiği gözlemleniyor. 1998 yılında ihracat bir önceki yıla göre %13 artarken, ithalat %3 oranında azaldı. 1999 yılının ilk dokuz aylık döneminde ise ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %2 artarken, ithalatta %26’lık bir düşüş kaydedildi. İthalattaki gerileme sebebinin, büyük ölçüde İngiltere’den ithalatımızın yatırım mallarında yoğunlaşmasından kaynaklandığını belirten yetkililer, İngiltere’nin ihracatımızdaki payının %6.8, ithalatımızdaki payının ise %5.2 olduğunu belirtiyor. Blair Hükümeti’nin başa geçmesinden sonra Türkiye, ‘İhracat Forumu’ adlı hükümet kuruluşunca, dünyadaki en önemli 12 hedef pazardan biri olarak ilan edildi. İngiliz yetkililer, bu liste içinde Türkiye’nin, Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan ve Güney Afrika ile birlikte ilk dört sırada yer aldığını belirtiyor.

Avantajları/dezavantajları: İngiliz Hükümeti, İhracat Forumu’nun raporu ile Türkiye’nin ekonomik potansiyeli ve jeopolitik konumunu gözönünde bulundurarak, Türkiye’deki ticaret ve yatırım imkanlarının İngiliz iş çevrelerine ve yatırımcılarına tanıtılmasını amaçlayan bir ‘Türkiye Kampanyası’ başlatma kararı aldı. 1998 yılının ikinci yarısında uygulamaya konulan kampanyaya paralel olarak İngiltere İhracat Garanti Kurumu (ECGD) tarafından verilen kredilerin kapsamı genişletildi, faiz oranları ve vadeler yeniden düzenlendi. Söz konusu kampanya çerçevesinde gerek İngiltere’de, gerek Türkiye’de düzenlenen etkinlikler yoluyla Türk pazarının tanıtımı ve özellikle KOBİ’ler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.

FRANSA

İş alanları: İki ülke arasında tarımsal-gıda, otomotiv yan sanayi gibi alanlarda ticari ve sınai işbirliğinin geliştirilmesinin yanı sıra, üçüncü ülkelerde ortak yatırım ve proje bazındaki girişimlerin teşviki ile KOBİ’ler arası ortak yatırım ve teknolojik işbirliğinin güçlendirilmesiyle ilgili stratejilerin belirlenmesine yönelik çalışmalar ön plana çıkıyor.

Türkiye’den Fransa’ya 1998 Kasım ayına kadar yapılan yatırımlarının, toplam tutarı 26.6 milyon dolar. Halihazırda Türkiye’de yatırım yapan Fransız firmaların %20’sinin küçük ve orta ölçekli firmalardan oluştuğu ve bunların toplam sermaye içinde nispeten daha az bir paya sahip olduğu düşünüldüğünde, iki ülke KOBİ’lerinin gerek teknoloji, gerekse ortak yatırım bazında bir araya gelmeleri ile oluşturulacak ortaklıkların, Türk sanayinin gelişmesinde önemli bir rol oynayacağı belirtiliyor.

Bilinmesi gerekenler: Türkiye-Fransa dış ticaret hacminin, 1998 yılından bir önceki yıla göre %4.9 artış göstererek 4.1 milyar dolardan 4.3 milyar dolara yükseldiğini ifade eden yetkililer, bu çerçevede, 1998’de Türkiye’nin Fransa’ya ihracatının 1997 yılına kıyasla %11.9 artarak 1.1 milyar dolardan 1.3 milyar dolara ulaştığına, ithalatın ise % 2.2 artarak 3 milyar dolar olduğuna dikkat çekiyorlar. Böylece 1998’deki dış ticaret açığı da 1997 yılına göre %3.9 oranında azalarak 1.7 milyar dolar olarak gerçekleşti.

1998 yılında Fransa, Türkiye’nin toplam ihracatında %4.8 oranında bir pay ile sırasıyla Almanya, ABD, İngiltere, Rusya Federasyonu ve İtalya’nın ardından altıncı, toplam ithalatında ise %6.6’lık bir pay ile en fazla ithalat yaptığı ülkeler arasında Almanya, İtalya ve ABD’den sonra dördüncü sırada yer aldı.

YUNANİSTAN

İş alanları: İnşaat sektörü Türkiye ile Yunanistan arasında işbirliği imkanı yaratan önemli alanlardan birisi olarak dikkat çekiyor. Özellikle navlunu yüksek olan bu sektörde iki ülkenin, coğrafi yakınlık avantajını kullanıp, işbirliğine gitmelerinin iki ülke için de rekabeti arttırıcı etki yapacağı vurgulanıyor. Türk müteahhitlerinin Yunanlı işadamları ile üçüncü ülkelerde ve Yunanistan’da işbirliğine hazır olduğunu kaydeden yetkililere göre, Karadeniz Ekonomik İşbirliği çerçevesinde ortak projeler aracılığıyla üye ülkelerde altyapı ve enerji alanlarındaki çalışma imkanı da göz ardı edilemeyecek fırsatlar arasında yerini alıyor.

Türk ve Yunan bankaları (ticari ve yatırım) ile borsa aracı kurumlarının bölgede artan özel sektör altyapı finansmanına kaynak bulma yönünde işbirliğine de gidebileceğine değinen ilgililer, bölge ülkelerinde, yürürlükte olan özelleştirme süreci çerçevesinde ihtiyaç duyulan yatırım bankacılığı hizmetlerinin, Türk ve Yunan bankalarınca karşılanabileceğini ya da bölgedeki mevcut ticaretin, firma sahiplerinin acil nakit ihtiyaçlarını işletme sermayesi (working capital) ve ön-finansman (pre-financing) hizmetleri ile karşılayabilecek yatırım bankaları sayesinde arttırılabileceğini kaydediyor.

Büyük bir ticaret filosuna sahip Yunanistan’ın gemi üretimi ve onarım hizmetlerinde halen genişlemekte olan Yunan ticari filosunun ihtiyaçlarına yetişemediğini gözönünde bulunduran yetkililer, bu bağlamda, Türk tarafıyla ortak çalışmaların yapılabileceğine de dikkat çekmeden edemiyor. Hele maliyeti yüksek olan gemi üretimi alanında, iki ülkenin endüstri-içi ticareti (intra-industry trade) gerçekleştirebilmelerinin, maliyeti düşürücü etki yapacağı ve her ikisinin de rekabet gücünü arttıracağı düşünüldüğünde...

Turizm alanında ise Ege kıyılarında turistik tesis inşa etmekten, diğer ülkelerde ortak ihaleye girmeye kadar geniş bir yelpazede çalışma imkanından söz etmek mümkün. Çünkü her iki ülke de ziyaretçi sayısı açısından dünyanın ilk 20 ülkesi içinde yer almasına rağmen, turizm gelirleri açısından aynı başarıyı gösteremiyor. Bu olgunun önemli bir nedeni olarak gelirlerin önemli bir kısmının, yabancı organizatörlere gitmesi olduğu söylense de her iki ülkeyi kapsayan turistik turlar, tatil programları ve mavi turların ortaklaşa organize edilmesi halinde iki ülkenin de turizm gelirleri artacağı aşikar.

Bilinmesi gerekenler: İki ülke arasındaki mevcut siyasi sorunlar, bugüne kadar ekonomik ilişkilerin gelişmesini engelleyen en önemli faktör. Yunanistan, AB’nin Ortak Dış Ticaret Politikası hükümlerine, dolayısıyla her türlü kısıtlamalarından arınmış serbest ticaret ilkelerine uymak zorunluluğunda olmakla birlikte, ödemeler dengesindeki devamlı açık nedeniyle ithalatını idari karar ve tedbirlerle kontrol altında tutmaya çalışıyor. Bu çerçevede, ülkenin döviz ihtiyacına bağlı olarak değişen dış ticaretle ilgili uygulamalar, mesleki kuruluşlara ve bu arada Merkez Bankası’na ilgili bakanlıklarca verilen talimatlarla yürütülüyor. Bu talimatlar ile ilgili olarak Yunan makamlarından yeterli bilgi alınamadığından, söz konusu uygulamalardan en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye geliyor.

Öte yandan, AB’nin üçüncü ülkelerle olan ticaretini düzenleyen konsey direktiflerinde yer alan kararlardaki esnekliklerin sürekli olarak Yunanistan tarafından Türkiye’den yapılan ithalatı kısıtlayacak şekilde uygulanması da dikkatlerden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta.

İRLANDA

İş alanları: Türkiye-İrlanda ticari ve ekonomik işbirliğinin sınırlı kalmasındaki en önemli etken olarak iki ülke iş çevrelerinin karşılıklı olarak mevcut pazar olanakları konusunda yeterince bilgi sahibi olmaması gösteriliyor. Tabi İrlanda ile ticaretimizin İngiltere üzerinden sürdürülmesi de bir diğer önemli etken. İki ülke arasında yapı malzemeleri, otomotiv yan sanayi, tekstil, gıda, elektronik-elektrikli aletler ve finansal hizmetler alanlarında işbirliği potansiyeli bulunduğu ifade ediliyor.

Bilinmesi gerekenler: Türkiye-İrlanda dış ticareti son 10 yıllık dönemde önemli gelişim göstermekle birlikte, mevcut durumun potansiyeli yansıtmadığı açık. Hatta dış ticaret dengesinin giderek artan oranda Türkiye aleyhine açık vermesi bizim İrlanda ile daha sıkı ilişkiler kurmamız gerektiğinin önemli göstergelerinden biri.

1998 yılı toplam ihracatımızda, İrlanda’nın payının %0.3, toplam ithalatımızdaki payının ise %0.6 olduğunu kaydeden yetkililer, 1999 yılının ilk dokuz aylık dönemindeki ticaret hacmimizin de bir önceki yılın aynı dönemine göre %4 artarak toplam 262 milyon dolar olarak gerçekleştiğini ifade ediyor.

1993-1997 döneminde Türkiye’den İrlanda’ya yapılan sermaye ihracının toplamı 5.1 milyon dolar olduğu görülüyor. İrlanda’ya sermaye ihracının sektörel dağılımı ise bankacılık 50 bin dolar, diğer mali hizmetler 5 milyon dolar, ticaret 44 bin dolar olarak şekillenmiş.

Avantajları/dezavantajları: İrlanda’da başta vergi olmak üzere çeşitli finansal kolaylıklardan yararlanmak amacıyla Dublin Uluslararası Finans Merkezi’nde 10 Türk firması faaliyet gösteriyor. Bunlar Koç Grubu’nun Koratrade, Oyak Grubu’nun Oyak European Finance, Bank Kapital’in BK Global Finance, Sümerbank’ın West Euro Finance, Garanti Bankası’nın Garanti Financial Services, Finansbank’ın FIBA ve IFGS ile Egebank’ın Ege Finance firmaları.

HOLLANDA

İş alanları: Türkiye-Hollanda ticari ilişkileri yüksek bir gelişme potansiyeline sahip. Buna paralel olarak ticaretin artırılabileceği pek çok alan bulunuyor. Bu çerçevede tohumculuk, kimya sanayi, çiçekçilik, tekstil, tarımsal gıda, halı, demir-çelik ve deri gibi mal gruplarında Türkiye’nin pazar payını artırmasının mümkün olduğu belirtiliyor. Türkiye ve Hollanda’nın elektronik, askeri malzeme, tahıl ve et üretiminde işbirliği yaparak BDT ülkelerinde dağıtım kanallarının kurulması da söz konusu. Ayrıca, turizm alanında da özellikle otel, tatil köyü, termal ve sağlık turizmi, marinacılık alanlarında Türkiye ve BDT’de ortak yatırımların gerçekleştirilmesi ihtimali var.

Bilinmesi gerekenler: Gerek ithalatımız gerekse ihracatımız açısından her zaman için ilk 10 ülke arasında yer alan Hollanda’ya 1999 yılında 3 bin kalemin üzerinde ve 932 milyon doları aşan bir ihracat gerçekleştirildiğini ifade eden Lahey Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği Ticaret Başmüşaviri Erkut Duran, aynı dönemdeki ithalat rakamının ise 1,5 milyar dolara yakın olduğunu belirtiyor. Diğer taraftan Hollanda’nın kendi ürettiklerinin dışında, dünyanın her yerinden mal alıp, her yerine mal satan ve yine 1999 yılındaki toplam dış ticaret hacmi 400 milyar dolar civarında bir ülke olduğunu vurgulayan Duran, “Uluslararası ticaret kurallarına ve tabiiki AB normlarına uymak ve nihayet Hollanda’daki doğru alıcısına ulaşmak, bu alıcının talebine uygun malı zamanında, eksiksiz ve kompetitif fiyatlara sunmak kaydıyla bu ülkeye Türkiye’deki her türlü malın, hatta ihracatçılarımızca bu kurallar çerçevesinde ve transit ticaret kapsamında, üçüncü ülkelerden temin edilecek malların dahi satılması mümkün” değerlendirmesini yapıyor. (E.P.TREND)
Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
KAPANIŞLAR (BIST)
BUGÜN 1000 TL NE OLDU?
1.012 TL        
BORSA
1.004 TL        
DOLAR
1.005 TL        
EURO
1.009 TL        
ALTIN
 

bigpara

Copyright © 2016 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.