Sakın Hapşırma Amerika!

18.12.2000 - 00:00

17-12-2000- Amerika’da başkanlık seçimleri için yapılan hukuk mücadelesinin George W. Busch lehine sonuçlanması, arkasında bıraktığı onca ‘kırık kalbe’ karşın dünya piyasalarında gerçek bir rahatlama yarattı. Sonucun esinleşmesinin ardından başkanlık için yarışan her iki ismin, geleneksel Amerikan söylemiyle yaptıkları ‘birlik’ ve ‘güzel bir gelecek için ortak çalışma’ çağrıları da, uzun soluklu Demokrat Parti iktidarının ardından Cumhuriyetçi yeni yönetimin yumuşak geçiş sinyali olarak değerlendirildi.

Piyasaların tercihi Bush ama...

Eski yönetimden devralınacak Ortadoğu gibi çetrefilli dış politika sorunlarının yanı sıra, ABD’de son dokuz yıllık göz kamaştırıcı büyümenin ardından soğumayı işaret eden gelişmeler, ekonomide geri dönüşün hızlı olacağı yönündeki endişeler, yeni yönetimin önünde bekleyen en önemli sorun.

Ekonomide sağımanın hızını kesmek için vergi oranlarında yapılmaıs düşünülen kesintiler Cumhuriyetçilerin ilk silahı gibi görünüyor. Başkan yardımçılığını üstlenecek Dick Cheney’e göre, ABD bir durgunluğun eşiğinde ve bu yüzden yapılması gereken ilk iş vergileri düşürmek. Bütçe fazlasının rekor düzeye ulaştığı bir dönemde bu yaklaşım doğru gibi görünse de, bazı ekonomistlerin görüşleri ters yönde. Ayrıca Kongre’de güçlerin eşit olması, eskiye göre zayıf bir başkanlık dönemine girildiği yorumları, mali politikalarda yapılacak değişikliklerin uzun zaman alacağını gösteriyor. Bu durumda FED Başkanı Alan Greenspan’in ağırlığının geçmiş dönemlere göre daha da artacağı hesaplanıyor.

Tartışmaların başladığı 7 Kasım’dan bu yana renk vermemeye çalışsa da, piyasalar Bush’un başkanlığı için gün saydı. Demokratların orta sınıfın refah düzeyini yükseltmeye yönelik sosyal adalet kokan söylemi yerine; George Bush’un kampanyasına büyük yardımda bulunan petrol şirketleri dahil piyasaları gözeterek kurduğu denklem, iş çevreleri için daha cazipti. Bush, vergileri düşürerek bir şekilde şirketlerin yatırımlarını destekleyecek, sosyal güvenlik fonlarının bir bölümünü borsaya yönlendirecek, petrol şirketlerinin önünü açmak için gerekirse dış politakadaki –İran ambargosu gibi- bazı engelleri aşmaya çalışacaktı. İşte bu vaatler herkes tarafından beğenildi, Bush başkanlık koltuğuna oturdu, şimdi sıra söylentilerin yerine gerçeklerin konulmasında.

Geçen hafta ortasına kadar başkanlık seçimlerinin sonuçlarını bekleyen ve dar bir aralıkta hareket eden borsaların sonuca gösterdiği tepki, artık söylentilerin kendilerini bir yere götürmeyeceğinin kabulü gibiydi. Artık başkanlık seçimi tartışmalarının bir kenara bırakılıp gerçek dinamiklere dönülmesinin zamanıydı.

Şirketlerden kar alarmı

Hafta başında film sektörünün dev ismi Kodak soüğumanın gelirlerini olumsuz etkilediğini, kar rakamlarını revize edeceğini açıkladı. Havacılık devi Honeywell, teknoloji dünyasının önemli isimlerinden Advanced Micro Devices da (AMD) benzer bir tablo çizdi. Özellikle AMD’nin sözleri Amerik’nın yanı sıra Avrupa borsalarını da aşağı çekti. Esas bomba ise hafta ortasında patladı. Bilgisayar şirketi Compaq karındaki düşüşü haber verirken, GM 6 bin kişiyi işten çıkarıp bazı fabrikaları kapatacağını, Elektrikli alet üreticisi Whirhlpool karların beklenen düzeyde olmayacağını, J.P. Morgan ve Chase Manhattan gibi finans devleri de 5 bin kişiye yol vereceklerini, işlerin iyi gitmediğini duyurdu. En son ise bilgisayar devi Microsoft talepteki düşüşten dem vurarak, kötü günlerin yaklaştığını savundu. Bu kötü haberler, bekleyiş içinde olan borsaları olumsuz etkiledi; dünya borsalarına sert düşüşler geldi. Merrill Ylnch ekonomistleri şu ana kadar söylentilerin alınmaya çalışıldığını belirtirken, bundan sonra ekonomiye ilişkin her rakamın önem taşıyacağına, artık borsada iç dinamiklerin etkili olacağına dikkat çekyior. Lehman Brothers analistlerinden Jeffrey Applegate de aynı görüşü paylaşıyor ve ekliyor: “Bu bekleyişin ardından fiyatların düşük olduğu görülüyor, bu nedenle bir miktar çıkış yaşanabilir.”

Başta Nasdaq olmak üzere ABD borsalarında yaşanan gerileme Avrupa’yı da küstürdü. Teknoloji hisselerine gelen satışlar Avrupa’da endeksleri aşağı çekerken, İngiltere Merkez Bankası’nın telekom şirketlerinin borçlanmadan doğan risklerinin arttığına yönelik açıklaması moralleri arttığına yönelik açıklaması moralleri iyice bozdu. Asya’da da işler pek yolunda değildi. Japonya’da açıklanan Tankan raporu tüketici talebinin hala çok düşük seviyelerde olduğunu, önümüzdeki aylarında fazla umut vermediğini açıkça ortaya koyarken, iflasların ulaştığı rakam korkutucu boyutlardaydı: 10.8 milyar dolar. Japonya’nın tüm bu sorunları aşacak potansiyeli olsa da, u an için inisiyatif koyabilecek bir gücün eksikliği kısa vadede umutları kırıyor. Borsalarda bunlar yaşanırken, dövizde de benzer bir iştahsızlık görüldü. Dolar, yen karşısında hafta başından itibaren zaferini ilan ederek 16 aylık direnç olan 111.70’i kırdı ve 112’lere geldi. Japonya’nın şimdilik yenin düşüşüne ‘dur’ diyecek gücünün olmaması ve Bush yönetimi altında piyasaya ortak müdahalenin uzak bir ihtimal olarak görülmesi, doların bir süre daha bu zaferin tadını çıkaracağını gösteriyor. Yen karşısında rahat olan dolar euro’ya karşı pek sert değil, Amerika’dan gelen soğumaişaretleri euro’ya avantaj sağlıyor. Bu avantaj mark için de geçerli. Ekonomide taşların şimdilik yerinden oynamadığı Avrupa ve para birimi en rahat günlerini yaşıyor. Euro’daki çıkışın bir süre daha devam edeceği; yen karşısında yükselişini hızlandırabileceği belirtiliyor.

Amerika hapşırsa...

Geçen hafta Deutsche Bank’ın, yayınladığı bir raporda ABD’deki soğumaya dikkat çekmesi ve Türkiye gibi gelişmekte olan piyasaların olası bir sert inişten ciddi yara alabileceği uyarıları, konunun sadece Amerikan piyasaları için değil bizler ve dünya için önemini de gösteriyor. ABD’de ‘yumuşak iniş mi’ ‘sert iniş mi’tartışmaları sürerken, eldeki son veriler soğumanın oldukça yavaş gerçekleşeceğini işaret ediyor. The Economist dergisinin anketine katılan 15 ekonomistin ortak görüşü, ekonominin 2001 yılında yüzde 3 büyüyeceği yönünde, bu rakam ‘süper-yumuşak bir iniş’ anlamına geliyor.

Ancak tablonun bir de gri bölgeleri var; Nasdaq ve S&P 500 endekslerine bakılırsa, hisseler 1994’ten bu yana ilk kez yılbaşından düşük fiyatlarla bir sezonu kapatacak. FED’in araştırmaları; borçlanma olanaklarının ABD’deki son durgunluğun yaşandığı 1990’dan bu yana ilk kez bu kadar zorlaştırıldığını gösteriyor, bu durum yatırımlarda ciddi tıkanmalara, dolayısıyla soğumanın hızlanmasına yol açabilir. Amerikan ekonomisi uzun süredir saadet zincirinin mutluluğunu yaşıyor; yatırımlardaki hızlı artış verimlilik artışına ve enflasyonun belli seviyelerde tutulmasına yardımcı olurken, karlar ve hisse senedi fiyatları desteklenmiş oluyor. Bu hızlı büyüme doların gücünü korunken, bir yandan da enflasyon-faiz oranlarını belli seviyelerde tutmayı kolaylaştırıyor ve bu halka yatırımların daha da atmasıyla tamamlanmış oluyor.

Tüketicilerin eğilimleri genel ekonomik dengeler kadar borsa için de çok önemli. 1999 yılına kadar geçen 5 yıllık süre içinde Amerikan vatandaşlarının borsaya getirdiği para 10 trilyon ldolar. Bu eğilimin genel yatırım oranlarının yükseldiği bir döneme denk gelmesi ve ABD’deki ‘ekonomik mucize’nin kaynağı. Dolar da bu zincirin çok önemli bir halkası, euro karşısında değer kaybetmeye başlayan doların dengeleri bozmamak için gücünü koruması gerekiyor.

Cumhuriyetçilerin vergi indirimi gibi önemli konularda Senato engeline takılması, bu dönemeçte FED’in önemini daha da artıracak. Greenspan’in sorumluluğununu ağırlaşacağına dikkat çeken uzmanlar, FED Başkanı’nın 1987’de borsadaki çöküş ve 1998’de Hedge fon LTCm sarsıntısının ardından yaptıı gibi soğuma nedeniyle faizleri düşürme yolunu seçebileceğini belirtiyorlar. Piyasaların da yılın ilk yarısında faiz düşüşü olacağına inandığını kaydeden uzmanlar, yatırımcıların bu beklentiyle daha fazla risk alabileceğini, bu riskli yatırımların ise ciddi sorunlar doğurabileceğini düşünüyorlar. Amerika zor bir yıla hazırlanıyor, hem yeni başkan hem de FED ciddi bir soğuk algınlıgı nedeniyle dünyaya yayacağı virüs Türkiye, Arjantin, Güney Kore, Filipinler ve Endonezya gibi zayfı bünyelerde zatürreye neden olacak. Ticaret, döviz kurları ve sermaye hareketleri açısından bakılırsa Amerika’da zincirin kopması Kanada, Meksika, Doğu Asya ülkeleri hatta japonya ve Avrupa’yı da olumsuz etkileyecek. (PARA-BORSAMARKET)
Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
KAPANIŞLAR (BIST)
BUGÜN 1000 TL NE OLDU?
1.012 TL        
BORSA
1.004 TL        
DOLAR
1.005 TL        
EURO
1.009 TL        
ALTIN
 

bigpara

Copyright © 2016 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.